Dilekçeden Sadakat Sertifikasına Roma Anadolusunda Libellus Kavramının Dönüşümü ve Karşılaştırmalı Bir Analiz


KARAHAN İKİCAN G. (Yürütücü), İKİCAN B.

Yükseköğretim Kurumları Destekli Proje, BAP Diğer, 2026 - Devam Ediyor

  • Proje Türü: Yükseköğretim Kurumları Destekli Proje
  • Destek Programı: BAP Diğer
  • Başlama Tarihi: Haziran 2026
  • Bitiş Tarihi: Devam ediyor

Proje Özeti

 Latince “kitap” anlamına gelen liber s.zcüğünden türeyen ve “kü.ük kitap, kısa belge” gibi

anlamlar taşıyan libellus, Batı Roma dünyasında zamanla karalama ve hiciv (libellus famosus ) eksenine

kayarken; Anadolu’da oldukça farklı ve katmanlı bir sosyo-hukuki serüven yaşamıştır. Bu çalışmanın

amacı, söz konusu terimin idari bir şikâyet dilekçesinden dini bir sadakat sertifikasına doğru geçirdiği

radikal evrimi, Anadolu eyaletlerinin .zgün sosyo-politik dinamikleri üzerinden bütüncül bir yaklaşımla

ortaya koymaktır. İmparatorluk sarayı ile taşra arasındaki iletişimin merkezinde yer alan bu kavram, MS 3.

yüzyılda Anadolu k.ylüsü için merkezi otoritenin adaletine açılan yegâne kapı olmuştur.

Araştırmanın yöntemini, mermer steller üzerindeki resmi yazışmaları ve dönemin krizlerini

yansıtan hukuki-dini metinleri merkeze alan epigrafik ve tarihsel karşılaştırma analizleri oluşturmuştur. Bu

bağlamda incelenen Lydia’daki ‘Ağa Bey’ ve Phrygia’daki ‘Aragua’ yazıtları, hak arama sürecinin en gü.lü

epigrafik tanıkları konumundadır. Askerlerin ve yerel yöneticilerin usulsüz el koymalarından, bitmek

bilmeyen angarya taleplerinden bunalan halk, şikayetlerini merkezdeki a libellis  makamına bu dilekçeler

aracılığıyla iletmiştir. İmparatorun verdiği adalet vaadini de içeren ve mermer steller üzerine kazınarak

köylere dikilen bu metinler, libellus ’u ezilen kitleler için kurumsal bir “hukuki sığınma” aygıtına

d.nüştürmüştür. Ancak MS 250 yılı civarında, İmparator Decius dönemiyle birlikte kavramın Anadolu

coğrafyasındaki anlamı radikal bir toplumsal kırılmaya uğramıştır. Erken Hristiyanlığın kök saldığı Anadolu

eyaletlerinde libellus , hukuki bir başvuru evrakı olmaktan çıkmış; imparatorluk kültüne itaati ve pagan

tanrılarına kurban sunulduğunu kanıtlayan mecburi bir sertifikaya d.nüşmüştür.

Kavramın bu tarihsel yolculuğu çarpıcı bir tezat barındırmaktadır: Başlangıçta taşra halkının

zorbalığa karşı devlete sunduğu aşağıdan yukarıya bir “adalet ve hak arama belgesi” olan libellus , kriz

dönemlerinde devletin topluma dayattığı yukarıdan aşağıya bir “ideolojik sadakat ve inanç testine”

evrilmiştir. Bu evrim, sıradan bir terminolojik değişimin ötesinde, imparatorluğun adalet mekanizmasından

inanç çatışmalarına uzanan derin bir zihniyet d.nüşümünün kaydı niteliği taşımaktadır.