THE USE OF PRECIOUS STONES FOR THERAPEUTIC PURPOSES IN MEDIEVAL ANATOLIAN TURKISH CIVILIZATION: THE CASE OF THE RUBY


Gürbüz M., Doğan H.

TURK KULTURU VE HACI BEKTAS VELI - ARASTIRMA DERGISI, no.110, pp.349-360, 2024 (Scopus)

Abstract

Alongside narratives of the rarity, beauty, and value of rubies, owning assets (e.g. state, power) has also been expressed in the literature on medieval Anatolian Turkish literature with reference to rubies. Ruby jewelry is a means of displaying wealth and splendor. However, the use of rubies in the field of medicine explains how this wealth signifies more than just owning a precious stone. Those adorned with jewelry made of rubies were protected against deadly diseases like the plague and malaria, resisted bouts of various chronic illnesses, and lived with a joyful heart. Rubies were believed to be an antidote against poisons, and in cases of poisoning, rubies were consumed as the applied medical method. In addition, wearing ruby jewelry was one of the precautions taken against poisonings. The affinity rulers, nobles, and the very wealthy had toward rubies is also linked to preserving health. Medicines prepared using rubies were employed to treat lung, spleen, and stomach diseases, as well as paralysis and epilepsy. Rubies are one of the most expensive materials used in medicine. Medicines made from rubies demonstrate the occurrence of a luxurious treatment, but the frequency of their use remains uncertain.

Ortaçağ Anadolu Türk uygarlığı yazınında nadirlik, güzellik, kıymet anlatılarının yanı sıra mülk (devlet, iktidar) sahibi olmak da yâkûta müracaat ile ifade edilmiştir. Yâkût takılar zenginlik ve görkemin gözler önüne serilmesinin bir yoludur. Ancak yâkûtun tıp sahasında kullanımı bu zenginliğin sadece kıymetli bir taşa sahip olmanın çok ötesinde bir anlama geldiğini açıklamaktadır. Yâkûttan mamul ziyneti üzerinde bulunduran kişi salgın hastalıkların en tehlikelilerinden olan veba ve sıtmaya karşı korunuyor; kronik çeşitli hastalıkların ataklarını def ediyor, kalbi ve gönlü hoş bir şekilde yaşıyordu. Yâkûtun zehirlere karşı bir panzehir olduğuna inanılıyor, zehirlenme halinde yâkût yenilmesi tıbbî bir yöntem olarak uygulanıyordu. Ayrıca yâkût takı takmak zehirlenmelere karşı alınabilecek önlemler arasındaydı. Hükümdarların, soyluların veya çok zenginlerin yâkûta düşkünlüğünün bir sebebi de sağlığı koruması ile ilgilidir. Yâkût kullanılarak yapılan ilaçlar ciğer, dalak, mide hastalıkları ile felç ve epilepsi tedavisinde kullanılıyordu. Yâkût tıpta kullanılan en pahalı malzemeler arasındadır. Yâkûttan hazırlanan ilaçlar lüks tedavinin varlığını göstermektedir ancak ne sıklıkta kullanıldığı meçhuldür.