The evolution and professionalization of economic thought from the late Ottoman Empire to the Turkish republic: The case of Ibrahim Fazıl Pelin


Arş. Gör. Dr. BURAK ASLANMİRZA

Tez Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih, Türkiye

Tez Danışmanı: Şefika Akile Zorlu Durukan

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: İngilizce

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Desteklendiği Program: Diğer

Özet:

Osmanlı İmparatorluğu’nun kapitalizme ve liberal dünyaya uyumlanmasıbakımından bir dönüm noktası olarak değerlendirilen 1838 Baltalimanı Antlaşmasıayrıca Osmanlı entelektüellerinin Avrupa iktisadi düşüncesine karşı ilgi duymaya başlaması ve özel basının gelişimi sayesinde bu alandaki entelektüel tartışmaların ivme kazanması açısından da bir milat teşkil etmektedir. Yine de iktisat biliminin entelektüel bir ilgi alanı olmaktan çıkıp ayrı bir bilimsel disiplin haline dönüşüp profesyonelleşmesi için yaklaşık yüz yıl kadar beklemek gerekti.

Bu çalışmanın amacı, döneminin önemli düşünürlerinden biri olan Ord. Prof.İbrahim Fazıl Pelin’in düşüncelerini takdim ve analiz ederek Osmanlıİmparatorluğu’ndan Cumhuriyet’e iktisadın bilimsel evrimine mercek tutmaktır. Erken 20. yy.’a ait tarih araştırmalarında kendisinden söz ediliyor olmasına rağmen, mevcut literatürde henüz Pelin’in sosyal ve iktisadi düşüncesine dair sistemli ve kapsamlı bir inceleme altına alınmamıştır. Bu çalışma, temel olarak, alandaki bu eksikliği gidermeye ve bu olgunlaşmanın gerçekleştiği kuşağın önemli bir parçası olan

Pelin’in sosyal ve iktisadi görüşlerini analiz ederek onun düşüncelerinin buçerçevedeki yerini saptamaya odaklanmıştır. İbrahim Fazıl Pelin kendi düşüncelerini ortaya koyarken şimdiye değin literatürde ağırlıklı olarak kendisinden klasik iktisadın bir takipçisi olarak söz edilmiş olmasına rağmen, eklektik bir tutum takınıyor ve liberal düşüncenin odağı olan birey ile Alman Tarih Okulunun odağı olan toplum ve devlet arasında mutedil bir yol izliyordu. Serbest iktisadı ve iktisadi anlamda bireye oluşturulan vurguyu eleştirdiği gibi, sıkı bir devletçilik anlayışını da eleştirmekten geri durmuyor, iktisat modelinde birey ve devlet arasında toplumsal faydayı baz alan bir denge öngörüyordu.