II. Dünya Savaşı sonrası Türkiye'de kültürel değişimlere yol açan iç ve dış etkenler 1945-1960


Doç. Dr. ESMA TORUN ÇELİK

Tez Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Ankara Üniversitesi, Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü, Atatürk İlkeleri Ve İnkılap Tarihi Anabilim Dalı, Türkiye

Tez Danışmanı: Prof. Dr. Bige Yavuz

Tezin Onay Tarihi: 2002

Tezin Dili: Türkçe

Özet:

ÖZET Tarih boyunca tüm toplumlar, benzer nedenlerle ve farklı biçimlerde kültür değişimleri yaşamışlardır. Modernleşme, kültür değişimlerini açıklayan önemli kavramlardan biri olarak ortaya atılmıştır. Modernleşme kavramı, gelişmemiş toplumların gelişmişlere ulaşması için geçirmeleri gereken kültür değişimlerini ifade etmektedir. Çağdaşlaşma, batılılaşma ve modernleşme kavramları, bu süreci açıklamak amacıyla birbirlerinin yerine sıklıkla kullanılmaktadır. 18.yüzyıldan itibaren Türk toplumu batılılaşma çabaları içindedir. Osmanlı Devleti çöküş sürecini önlemek ve devletin devamını sağlamak amacıyla öncelikle askeri alanda olmak üzere batılılaşma çabalarına girişmiştir. Ancak Atatürk dönemine kadar bu çabalar, daha çok Avrupalı devletlerin baskıları ve yönlendirmelerinin gölgesinde kalmış ve devletin yıkılışını önleyememiştir. Atatürk önderliğinde gerçekleştirilen kültür devrimi ise, tam bağımsızlık temelinde tümüyle çağdaşlaşmayı amaçlayan bir harekettir. Kültür değişiminde çağdaş uygarlığın gereklerini ve toplumun ihtiyaçlarını göz önünde tutan Atatürk, devrimleri aşama aşama topluma sunmuştur. Böylece Türk toplumu çağdaş yapıya kavuşturulmuştur. Atatürk'ün ölümünden hemen sonra başlayan II.Dünya Savaşı, Türkiye'nin iç ve dış politikasını önemli ölçüde etkilemiştir. 1938-45 döneminde, kültür alanında yeni devrimci uygulamalara gidilmiş olmakla birlikte değişimlerde bir bütünlük söz konusu olmamıştır. Bu dönemde 1945'ten sonra yaşanacak değişimlere zemin hazırlanmıştır. Söz konusu savaşın sona ermesiyle birlikte CHP, yönetimi çok partili yaşama geçme kararı almıştır. Bunun üzerine ekonomik sorunlar nedeniyle yönetime karşı artan muhalefet hareketi, devrim karşıtı güçlerle ve kapitalizmin Türkiye'deki temsilcisi olmaya istekli sermaye kesimiyle birleşmiş ve iyice güçlenmiştir. Yönetimin liberalleştirilmesi, muhalif güçlerin belirgin şekilde ortaya çıkmasına neden olmuştur. Ancak, benimsenen demokrasi anlayışı daha çok biçimsel niteliklidir ve devrimlerden ödünlere neden olmuştur. Gerek CHP gerekse diğer muhalif partiler, toplumsal sorunlara temelden çözüm getirmek yerine oy kaygısı nedeniyle popülist söylemlere girişmişlerdir. Bununla birlikte ülkede sol düşüncenin bütünüyle baskı altına alınması, özellikle dinsel temelli sağ düşüncenin siyasal yaşamda etkin olmasına yol açmıştır. VUI1947 yılı, devrimlerden verilen ödünler konusunda önemli bir dönüm noktasıdır. Bu tarihten başlayarak başta din, ekonomi ve eğitim alanında olmak üzere önemli kültür değişimleri yaşanmış ve devrimci uygulamalara birer birer son verilmiştir. 1947 yılı, Türk dış politikası için de yeni bir dönemdir ve Batı bloğunun lideri olan ABD'den askeri ve ekonomik yardımlar alınmaya başlanmıştır. Her iki önemli gelişmenin aynı tarihlerde gerçekleşmesi, sadece bir rastlantı olarak yorumlanamaz. Dış politikadaki bu önemli değişim, ekonomik ve siyasal yaşamın liberalleşmesinde etkili olmuştur. 1950 seçimleriyle, yönetimde sınıfsal değişim yaşanmış ve uzun zaman iktidarda olan ve devrimleri gerçekleştiren devletçi seçkinci cephe, genel olarak devrim karşıtı olan liberal ve gelenekçilerin temsilcisi DP'ye, iktidarı bırakmıştır. Bu değişme, devrimlerden verilen ödünlerin artmasında etkili olmuştur. Kültür değişimleri göz önünü alındığında, 1950-60 dönemi bir karşı devrim niteliği taşımaktadır. Bu dönem boyunca, bir yandan kültür alanında geriye dönüşler yaşanırken, diğer yandan Amerikan etkisi giderek artmıştır. 10 yıllık iktidarı boyunca DP, kalkınmada dış yardımı ve borçlanmayı öncelikli olarak belirlemiş ve ABD'ye, önemli ölçüde kolaylıklar sağlamıştır. Ancak, istenilen kalkınma gerçekleştirilemediği gibi ekonomi uluslararası kurumların denetimine sokulmuştur. 1945-60 dönemi kültür değişimlerinde, dış etkenler daha belirgin hissedilmektedir. Türkiye'nin Batı bloğuna katılması, değişimlerde. önemli rol oynamıştır. Ayrıca, iç ve dış etkenlerin etkileşimiyle devrimlerden verilen ödünler daha çok din, eğitim ve ekonomi alanında olmuştur. Dinden çıkar sağlayan kesimlerin güçlenmesi ve din eğitiminin yaygınlaştırılmasıyla, din toplum yaşamına yeniden sokulmuştur. Bu dönemde, geleneksel yapının temsilcileri olan toprak sahipleri ve ağaların konumu iyice güçlendirilmiştir. Eğitimde de hem ikilik hem de yabancılaşma sorunu ortaya çıkmıştır. Kültürün hemen hemen her alanında önemli değişimler yaşanmıştır. Böylece Atatürk'ün başlattığı çağdaşlaşma hareketi, önemli ölçüde kesintiye uğratılmıştır.