TIBBİ ONKOLOJİ POLİKLİNİĞİMİZDE TAKİP EDİLEN KOLON KANSERLİ KADIN VE ERKEK HASTALARIN GENEL ÖZELLİKLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI


Öğr. Gör. Dr. RIDVAN ERTEN

Tez Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Türkiye

Tez Danışmanı: Ümmügül Üyetürk

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Özet:

Giriş ve Amaç: Kolon kanseri (KK) hem erkek hem de kadınlarda üçüncü sıklıkta görülmektedir. Genellikle 50 yaşın üzerinde görülme sıklığı artmaktadır. Tanı ve tedavisinde elde edilen ilerlemelere rağmen hala kansere bağlı ölümlerde 2. sıklıktadır. Bu çalışmada Bolu ilinde tıbbi onkoloji polikliniğine KK tanısı ile başvuran takip ve tedavileri yapılan kadın ve erkek hastaların genel özelliklerinin değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya 01.01.2012- 01.01.2017 tarihleri arasında tıbbi onkoloji polikliniğine başvuran KK hastalarının alınması planlandı. Hastalara ait veriler hastane bilgisayar kayıtları ve hasta dosyaları üzerinden retrospektif olarak incelendi. Hastaların yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi (VKİ), tümörün primer yerleşim bölgesi, patolojik tanı, grade, evreleme, metastaz yeri, karsinoembriyonik antijen (CEA) ve carbohydrate antigen (CA 19-9) düzeyleri ve uygulanan tedaviler kaydedildi. Kayıt ve dosya verisi yetersizliği olan ve 18 yaş altı hastalar çalışmaya alınmadı. İstatistik hesaplamalar SPSS (version 20) programı kullanılarak yapıldı. Bulgular: Bu tarihler arasında tıbbi onkoloji polikliniğine kanser tanısıyla başvuran 2007 hastanın 329’u (% 16.4) KK tanısı ile çalışmaya alındı. Çalışmaya alınan hastaların 130’u (% 39.5) kadın, 199’u (% 60.5) erkekti. Her iki grup arasında fark istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0.05). Hastaların median yaşı 64 (minimum 26- maksimum 87) yıldı. Kadınlarda median yaş 64 (minimum 30- maksimum 87) yıl, erkeklerde median yaş 64 (minimum 26- maksimum 87) yıldı. Kadın ve erkeklerin yaşları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). Çalışmada 65 yaş ve üzeri 147 (% 44.7) hasta, 65 yaş altı 182 (% 55.3) hasta olduğu görüldü. Kadın ve erkek hasta grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (p>0.05). iv Hastaların 89’unun (% 27.1) fazla kilolu, 47’sinin (% 14.3) obez olduğu görüldü. Kadınlar ve erkek hastalar arasında VKİ yönünden istatistiksel olarak anlamlı fark mevcuttu (p<0.05). Tümör yerleşim yerine göre değerlendirildiğinde en sıktan en aza doğru sırası ile rektum 136 (% 41.3) hastada, sigmoid kolon 85 (% 25.8) hastada, çekum 31 (% 9.4) hastada, çıkan kolon 29 (% 8.8) hastada, inen kolon 28 (% 8.5) hastada, transvers kolon 14 (% 4.3) hastada tutulum gösterdi. Kadın ve erkek hasta grupları arasında primer tümörün yerleşim yeri açısından karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). Patolojik tanı açısından incelendiğinde hastaların 317’sinde (% 96.4) adenokarsiom görüldü. Patolojik tanı açısından kadın ve erkek hasta grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (p>0.05). Grade durumuna göre değerlendirildiğinde KK’li hastaların 160’ının (% 48.6) grade 2 adenokarsinom olduğu görüldü. Kadın ve erkek hasta grupları arasında grade açısından karşılaştırma yapıldığında istatistiksel olarak fark bulunmadı (p>0.05). Evrelere göre değerlendirildiğinde KK hastalarının 119’unun (% 36.2) tanı anında evre 3 olduğu bulundu. Evreye göre kadın hastalar ve erkek hastalar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark vardı (p<0.05). Metastaz yerine göre değerlendirildiğinde 42 hastada karaciğer (% 12.8), 7 hastada akciğer (% 2.1), 1 hastada periton (% 0.3), 1 hastada over (% 0.3), 1 hastada kemik (% 0.3), 1 hastada ince barsak (% 0.3), 1 hastada uterus endometrium (% 0.3) metastazı görüldü. Hastaların 19’unda (% 5.8) çoklu metastaz mevcuttu. Kadın ve erkek hasta grupları arasında tanı anında uzak metastaz varlığı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). Ras mutasyon analizine göre bakıldığında hastaların 31’inin (% 32.6) K-ras wild N-ras wild, 24’ünün (% 25.3) K-ras wild N-ras çalışılmamış, 40’ının (% 42.1) Kras mutant olduğu, 234 ‘ünün (% 71.1) ras durumunun bilinmediği görüldü. Kadın ve erkek hasta grupları arasında ras mutasyon analizi açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). v Hastalar CEA ve CA 19-9 düzeylerine göre değerlendirildiğinde ise CA 19-9 yüksek olan 67 (% 20.4), normal olan 262 (% 79.6) hasta vardı. Kadın ve erkek hasta grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). KK tanısı aldıktan sonra hastalık ile ilgili bir cerrahi geçirmiş olan 301 (% 91.5) hasta vardı. Metastatik evrede olan 73 hastanın 47’sine (% 64.3) palyatif cerrahi uygulandığı, sadece 26 (% 35.7) metastatik evredeki hastaya cerrahi yapılamadığı bulundu. Kadın ve erkek hasta grupları cerrahi uygulanma oranında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (p>0.05). KK nedeni ile kemoterapi tedavisi almış olan 245 (% 74.5) hasta, kemoterapi endikasyonu olup tedaviyi reddeden 38 (% 11.6) hasta ve kemoterapi endikasyonu olmayan 46 (% 14) hasta olduğu görüldü. Kadın ve erkek hasta grupları arasında bu açıdan istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (p>0.05). Sonuç: KK’nin kadınlara göre erkeklerde daha fazla görüldüğü ve görülme sıklığının 50 yaşından sonra arttığı bulundu. Kadın KK hastalarda obezite oranı daha fazlaydı. Rektosigmoid bölge en sık tutulum yeri ve grade 2 adenokarsinom tanısı en fazla görülen histolojik alt gruptu. Hastalarda en sık görülen evre evre 3 ve karaciğer en sık metastaz tespit edilen organdı. Obeziteden korunulması ve kanserin görülme sıklığının arttığı 50 yaşından sonra tarama programlarına katılımın artırılması, KK önleme ve erken evrede tanı konması açısından önemli olduğu sonucuna ulaşıldı. Rektosigmoid bölge tutulumun fazla olması aslında birçok kanserin fizik muayene ve rektosigmoidoskopi ile tanı konulabilmesi açısından dikkat çekiciydi. İleri evrede tanı konsa bile cerrahi, radyoterapi ve kemoterapideki gelişmelerle elde edilen sonuçlar, gün geçtikçe olumlu sonuçlar alınmasına katkıda bulunmakta olduğu görüldü. Bu konuda veri kaybının yaşanmaması için prospektif çalışmaların yapılması gerektiği sonucuna ulaşıldı. Anahtar Kelimeler: Kolon kanseri, retrospektif çalışma, demografik özellikler