Laparoskopik jinekolojik cerrahilerde sıvı verilimine yanıtın dinamik parametrelerle değerlendirimesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Kocaeli Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: LÜTFİYE BAŞTÜRK ALTAN

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): TÜLAY ŞAHİN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

ÖZET Amaç: Laporoskopik cerrahi uygulamalarda intraoperatif sıvı tedavisine yanıtın bir göstergesi olan dinamik parametreler değişkenlik gösterebilir. Çalışmamızda elektif jinekolojik laporoskopik cerrahi geçirecek hastalarda; trendelenburg pozisyonu ve pnömoperitoneum sırasında SVV ve PPV gibi dinamik parametrelerin nasıl etkilendiğini ve sıvı verilimine yanıtı değerlendirmede güvenilirliklerini değerlendirmeyi amaçladık. Meteryal ve Metod: Elektif laporoskopik jinekolojik cerrahi geçirecek, 18 yaş üstü, ASA (Amerikan Anesteziyoloji Derneği) risk sınıflaması I-II olan, 45 hasta çalışmaya dahil edildi. 0,03 mg/kg dozunda intravenöz (i.v.) midazolam ile premedikasyon sağ landı. Genel anestezi indüksiyonunu takiben hastalar entübe edildiler ve volüm kontrollü modda anestezi makinesiyle ventile edildiler (Tidal volüm:8 mL/kg, inspiryum/ekspiryum oranı 1:2). Solunum sayısı 10 soluk/dk olarak başlandı ve EtCO2 değeri 32-35 mmHg arasında tutulacak şekilde ayarlandı. İnvaziv arteriyal monitörizasyon amacıyla non-dominant ele 20 G kateter ile radiyal arter kateterizasyonu uygulanarak, ProAQT sensör entegre edildi ve Pulsioflex cihazı ile hemodinamik parametrelerin atımdan atıma monitörizasyonu sağlandı. Pnömoperitoneum; CO2 insüflasyonu ile maksimum 12-14 mmHg intraabdominal basınç oluşturacak şekilde sağlandı. Pnömoperitoneumu takiben hastalara standard 30 derece trendelenburg pozisyonu verildi. Pnömoperitoneum öncesi, sıvıya yanıtı değerlendirmek amacıyla 5 mL/kg bolus Ringer laktat verildi. KAH, OAB, CI, SVV, PPV değerleri sıvı öncesi ve sonrası karşılaştırıldı. Pnömoperitoneum sağlandıktan ve trendelenburg pozisyonu verildikten sonra ikinci kez 5 mL/kg bolus Ringer laktat verildi. KAH, OAB, CI, SVV, PPV değerleri sıvı öncesi ve sonrası karşılaştırıldı. Sonuçlar: Hastalar; demografik özellikler, anestezi ve cerrahi süreleri açısından benzerdi. Pnömoperitoneum öncesi dönemde; KAH verileri açısından sıvı yükleme öncesi ve sıvı yükleme sonrası benzerdi. OAB ise sıvı yükleme sonrası ölçümlerde yüksek bulunmuştur. PPV ve SVV değerlerinin sıvı yükleme sonrasında düştüğü görüldü. CI açısından ise değerler sıvı yükleme öncesi ve sonrasında birbirine benzerdir. Pnömoperitoneum sonrası dönemde KAH değerleri; sıvı yükleme sonrası sıvı yükleme öncesine göre düştü. OAB ise sıvı yükleme sonrası ölçümlerde yüksek bulundu. PPV ve SVV değerleri sıvı yükleme sonrası öncesine göre düşük bulunmuştur. CI değerleri ise sıvı yükleme sonrası anlamlı şekilde yükseldi.Trendelenburg pozisyonu verildikten sonra KAH verileri pnömoperitoneum hemen sonrasına göre belirgin şekilde düşmüştür. OAB ise trendelenburg pozisyonu sonrası ölçümlerde pnömoperitoneum sonrasına göre yüksek bulunmuştur. PPV ve SVV değerleri trendelenburg pozisyonu sonrası ölçümlerde düşük bulunmuştur. CI değerleri ise trendelenburg pozisyonu verilmeden önce ve sonrasında benzerdir. Pnömoperitoneum öncesi dönemde sıvı yükleme sonrası PPV ve SVV değerlerinin düştüğü görülürken, pnömoperitoneum sonrası dönemde de PPV ve SVV değerleri benzer sekilde düşmüştür. Pnömoperitoneum sıvı yanıtlılığını göstermede PPV ve SVV değerlerini etkilememektedir. Tartışma: Son yıllarda yapılan çalışmalarda; CI, PPV, SPV, SVV gibi dinamik parametrelerin sıvıya yanıtın değerlendirilmesinde statik parametrelerden daha üstün olduğu gösterilmiştir. Pnömoperitoneum nedeniyle artan intraabdominal basınç ve intratorasik basınç nedeniyle kardiyovasküler sistem olumsuz etkilenebilir. Dinamik parametreler değişkenlik gösterebilir. Çalışmamızda jinekolojik laporoskopik cerrahi hastalarında; trendelenburg pozisyonu ve pnömoperitoneum sırasında SVV ve PPV değerlerinin sıvı verilimine yanıtı değerlendirmede güvenilir olduğu kanısına vardık. Laparoskopi sırasında insüflasyon ve hasta pozisyonu nedeni ile hemodinamik parametrelerde ölçülebilir değişiklikler olmasına rağmen standart 15 mmHg basınç uygulandığında bu değişimler kliniğe yansımamaktadır. Biz de çalışma basıncı olarak 12-14 mmHg'yı tercih ettiğimizden dolayı minimal olan hemodinamik değişiklikler kliniğe belirgin yansımamıştır. Pnömoperitoneum sıvıya yanıt verme açısından baktığımız dinamik parametreleri belirgin etkilememiştir.