Otizm spektrum bozukluğu tanılı bireylerin erişkin dönemdeki prognozu prognoza etki eden faktörler ve günlük yaşam becerilerinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Kocaeli Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MÜJDAT ERARKADAŞ

Danışman: Şahika Gülen Şişmanlar

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Bu çalışmada; sosyodemografik değişkenler esas alınarak erken çocukluk döneminde Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanısı alan bireylerin ülkemiz kültürü ve imkanları dikkate alınarak erişkin dönemdeki durumunun değerlendirilmesi, OSB tanılı bireylerin prognostik yordayıcılarını araştırmak, klinik durumunu öngörebilecek koruyucu faktörleri ve risk faktörlerini tanımlamak, erişkin yaştaki OSB tanılı bireylerin semptom şiddetinin, günlük yaşam aktivitelerinin, sosyal işlevselliğinin ve ebeveynlerinin psikopatolojilerinin araştırılması amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Çalışmanın örneklemini daha önce Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı polikliniklerine başvurmuş, OSB tanısı almış ve 18 yaşını tamamlamış olgular oluşturdu. Olgular ve ebeveynleri ile yapılan görüşmede Sosyodemografik Veri Formu dolduruldu. OSB tanılı olgunun davranışsal sorunlarını değerlendirmek amacıyla Sorun Davranış Kontrol Listesi, günlük yaşam becerilerini değerlendirmek amacıyla Lawton Brody Enstrümantal Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği, sosyal işlevselliğini değerlendirmek amacıyla Sosyal İşlevsellik Ölçeği ve ebeveynlerin psikopatolojilerini değerlendirmek için Kısa Semptom Envanteri ebeveyne verildi. Hasta ve ebeveyni ile yapılan görüşme sonrası araştırmacı tarafından Çocukluk Otizmi Derecelendirme Ölçeği, Klinisyen Tarafından Puanlanan Otizm Spektrum ve Toplumsal İletişim Bozukluğu Şiddeti Ölçeği, Global Değerlendirme Ölçeği ve Klinik Global İzlenim Ölçeği dolduruldu. Olguların zeka düzeyi, daha önce yapılan zeka değerlendirme araçlarının sonuçları veya klinik değerlendirme ile değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya katılan 87 olgu, Tipik OSB, Atipik OSB, Asperger Bozukluğu ve tanı kaybı olmak üzere dört gruba ayrıldı. Olguların çoğunluğunun ailesiyle yaşadığı, yalnızca %4,6'sının yalnız yaşadığı bulunmuştur. Olguların yarısından fazlasının motor gelişiminde gecikme olduğu; Tipik ve Atipik OSB gruplarında motor gelişim gecikmesinin Asperger Bozukluğu ve tanı kaybı gruplarına göre daha fazla olduğu; tanı kaybı olgularının tamamının motor gelişiminin yaşıtlarıyla benzer olduğu saptanmıştır. Asperger Bozukluğu ve tanı kaybı olgularının tamamının okuma yazma öğrendiği; her iki grubun üniversite eğitimine katılma oranının Tipik ve Atipik OSB olgularına göre daha fazla olduğu bulunmuştur. Katılımcıların %65,5'inin zeka puanının 70'in altında olduğu; Tipik OSB grubunun %97,7'sinin, Atipik OSB grubunun %83,3'ünün zeka puanının 70'in altında olduğu; Asperger Bozukluğu ve tanı kaybı olgularının tamamının zeka puanının 70'in üstünde olduğu saptanmıştır. Katılımcıların %74,7'sinin psikiyatrik eş tanısı olduğu; %78,2'sinin psikotrop ajan kullandığı; %58,6'sının fiziksel hastalığı olduğu bulunmuştur. Akran zorbalığı, duygusal, fiziksel ve cinsel istismar oranının en yüksek Asperger Bozukluğu olgularında, en az Tipik OSB olgularında olduğu saptanmıştır. Annelerin somatizasyon, depresyon ve anksiyete puanları, babalardan anlamlı olarak daha yüksektir. Tipik OSB olgularının tamamının, Atipik OSB olgularının yarısından fazlasının ağır düzeyde, Asperger Bozukluğu olgularının tamamına yakınının hafif–orta düzeyde OSB belirtileri gösterdiği ve tanı kaybı grubunun tamamının OSB tanısını karşılayacak kesme puanının altında otizm belirtisi gösterdiği; katılımcıların %92'sinin sosyal iletişimde sorunlar yaşadığı ve %87,4'ünün kısıtlı ilgi ve yineleyici davranış sergilediği; Tipik OSB olgularının diğer gruplara göre daha fazla oranda ve daha yüksek şiddette sosyal iletişim sorunu yaşadığı ve kısıtlı ilgi ve yineleyici davranış sergilediği bulunmuştur. Sorun davranışların Tipik OSB grubunda en şiddetli olduğu, OSB semptom şiddeti arttıkça eşlik eden sorun davranışların şiddetinin de arttığı görülmektedir. Özbakım, tuvalet ve diğer günlük yaşam becerilerini; tanı kaybı ve Asperger Bozukluğu olgularının büyük kısmının bağımsız, Atipik OSB grubunun büyük kısmının kısmi bağımlı, Tipik OSB grubunun tamamına yakınının bağımlı olarak yapabildiği; katılımcıların çok az kısmının arkadaşı ve romantik ilişkisi olduğu; sosyal işlevselliğin en iyi tanı kaybı olgularında sonrasında sırayla Asperger Bozukluğu, Atipik OSB, Tipik OSB gruplarında olduğu; otizm semptom şiddeti azaldıkça, bireyin kardeş sayısı azaldıkça, kardeşlerine göre doğum sırasında ilk sıralarda yer aldıkça, cümle kurma ve okuma yazma becerilerini edinme yaşı düştükçe olguların bağımsızlık seviyesinin ve sosyal işlevselliğinin arttığı; gidişin olguların %14,9'unda çok iyi/iyi, %24,2'sinde orta, %60,9'unda kötü/çok kötü olduğu saptanmıştır. Sonuç: Çalışma sonuçlarımız, OSB tanılı erişkin bireylerin büyük kısmının gidişinin kötü olduğunu, bağımlı bir hayat sürdüğünü, sosyal işlevsellik düzeyinin düşük olduğunu; semptom şiddeti daha az olan, erken dil gelişimi olan, daha erken okuma-yazma öğrenen ve kardeş sayısı daha az olan olgularda sonuçların daha iyi olduğunu; Tipik ve Atipik OSB olgularına göre yüksek işlevli olgularda yaşla birlikte kazanımların daha fazla olduğunu, hatta bir grup olguda tanı kaybı olduğunu göstermektedir. Ancak OSB tanısına sahip bireylerde gidişi yordayan değişkenlere dair çok az veri bulunduğu düşünüldüğünde bu alanda yapılacak uzunlamasına takip çalışmalarına ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar kelimeler: Otizm Spektrum Bozukluğu, yetişkin, prognoz, işlevsellik