Ergenlerde kendine zarar verme davranışı ile çocukluk çağı örselenme yaşantıları ilişkisinde duygu düzenleme becerisinin aracı rolü
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Kocaeli Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: PINAR DEMİR
Danışman: Nursu Çakın Memik
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Mevcut çalışmamızın amacı, ergenlik dönemindeki bireylerde kendine zarar verme davranışıyla (KZVD) çocukluk çağı örselenme yaşantıları ilişkisinde duygu düzenleme becerilerinin aracı rolünün incelenmesidir. Yöntem: Çalışmamızın amacı doğrultusunda 12-17 yaş arasında olan, 48 olgu ve 48 kontrol katılımcı ile örneklemimiz oluşturulmuştur. Katılımcılarınverileri,sosyodemografik veri formu, kendine zarar verme davranışı değerlendirme envanteri, duygu düzenleme güçlüğü ölçeği ve çocukluk çağı örselenme yaşantıları ölçeği değerlendirme araçları aracılığıyla toplanmıştır. Bulgular: Çalışmanın sonucunda olgu grubundaki katılımcıların, kontrol grubu ile karşılaştırıldığında anlamlı derecede daha fazla duygu düzenleme güçlüğü yaşadığı ve çocukluk çağında daha fazla örselenme yaşantısına maruz kaldığı sonuçları elde edilmiştir (p<.05). Olgu grubundaki bireylerde duygu düzenleme güçlüğünün, çocukluk çağı örselenmeleri toplam puanı, fiziksel istismar ve duygusal istismar ve ihmal yaşantıları ile KZVD ilişkisine kısmi aracılık ettiği ve cinsel istismar yaşantıları ile KZVD ilişkisine doğrudan aracılık ettiği bulgularına ulaşılmıştır. Sonuç: Çalışmamızda, ilgili alanyazın ile uyumlu olarak, örselenme yaşantıları ve kendine zarar verme davranışı ilişkisine duygu düzenleme becerilerinin aracılık ettiği bulunmuştur. Çocukluk döneminde örselenme yaşantısına maruz kalmış olmak, duygu düzenleme becerilerinde güçlük yaşanmasına neden olmaktadır. KZVD için de temel risk etkeninin duygu düzenleme güçlüğü olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla örselenme yaşantılarının, KZVD'ye etkisinin duygu düzenleme güçlüğü aracılığıyla da gerçekleşiyor olabileceği söylenebilir. Mevcut çalışmamız kesitsel desende olduğu için neden sonuç ilişkilerinin daha derinlemesine incelenebileceği ve daha geniş örneklemde yapılabilecek çalışmalara gereksinim duyulmaktadır.