Behçet hastaları ve sağlıklı bireylerde tüberkülin deri testi sonuçlarının karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Kocaeli Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2009

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: NURŞAD ÇİFCİ ASLAN

Danışman: Dilek Bayramgürler

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Behçet hastalığı tekrarlayan oral aftlar, genital ülserasyonlar, üveit veya hipopiyonlu iridosiklit ve bunlara eşlik edebilen çeşitli deri lezyonları ile tanınan, remisyon ve alevlenmelerle seyreden, multisistemik, inflamatuar bir vaskülittir. Hastalığın etiyolojisi ve patogenezi henüz kesin olarak bilinmemekle birlikte özellikle HAİ'nin aktivasyonu ile ilgili kanıtlar ortaya konmuştur. T hücre değişikliği özellikle Th1/Th2 oranında değişme şeklinde olup, sitokinler üzerinde yapılan çalışmalarda Th1 sitokinlerin etkisinin Behçet hastalarında ön planda olduğu düşünülmektedir. Deri ve mukoza tutulumu olan hastalarda tedavide genellikle kolşisin kullanılırken, diğer sistem tutulumu olan hastalarda sistemik steroidler ve immunsupresif ajanlar tedavide önemli yer tutmaktadırlar. İmmünsupressif tedavi verilecek hastalarda tüberküloz enfeksiyonunun olmadığı gösterilmelidir. Tüberküloz enfesiyonu tanısı için standart bir tanı yöntemi mevcut olmayıp, PPD testi enfeksiyonun belirlenmesinde hala en yaygın kullanılan testtir. PPD testi yapıldıktan sonra tüberküloproteinlere karşı HAİ ve GTA'ın tetiği çekilmiş olur ve burada da Th1 tipi sitokinler rol oynar. T hücre sayısında değişikliğe yol açan bir hastalık olan BH'nda tüberkülin deri testi cevabında, normal bireylerle karşılaştırıldığında değişiklikler olabileceğini, bu durumun da immunsupresif tedavi planlanacak hastalarda önemli olabileceğini düşündük. Konuyla ilgili ülkemizde yapılmış bir çalışma bulunmadığını gördük.Uluslararası BH Çalışma Grubu kriterlerine göre Behçet hastalığı tanısı alan, 19-44 yaş arası 11 erkek ve 10 kadın Behçet hastası çalışmaya dahil edildi. Bu hastaların hiçbirinde herhangi bir sistemik hastalık ve kolşisin dışında sistemik ilaç kullanım öyküsü yoktu. Tüm hastalar kolşisin tedavisi almaktaydı ve BCG aşıları pozitifti. Aynı tarihlerde dermatoloji polikliniğine başvuran, tinea pedis tanısı konulan, 19-42 yaş arası 11 erkek ve 16 kadın sağlıklı gönüllü bireyden kontrol grubu oluşturuldu. Bunların hiçbirinde sistemik hastalık ve sistemik ilaç kullanımı hiklayesi yoktu. Tüm gönüllü bireylerde de BCG aşısı pozitifti.Çalışmamızın sonucunda BH'nın PPD testine verdiği yanıt kontrol grubuyla karşılaştırıldığında anlamlı derecede yüksek bulundu. PPD testinin Behçet hastalarında yüksek bulunması, yalancı pozitiflik olarak değerlendirilebilir. Diğer bir deyişle yüksek PPD değeri hastada her zaman tüberküloz enfeksiyonunu işaret etmeyebilir. Ayrıca sistemik tutulumu olan BH, SLE ve sarkoidoz ile benzer özellikler gösterebilmektedir. BH'nda SLE ve sarkoidozdan farklı olarak bir intradermal test olan PPD'ye karşı artmış reaktivite izlenmektedir. BH'nda PPD'ye karşı artmış bu yanıtın SLE, sarkoidoz gibi diğer hastalıklardan ayırımında önemli olabileceği düşünüldü.