Çocuklarda daimi birinci büyük azı dişinin kaybı sonucu çevre dentoalveolar yapıda meydana gelen değişiklikleri etkileyen faktörlerin incelenmesi


Tezin Türü: Diş Hekimliğinde Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Kocaeli Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Klinik Bilimler, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ÖZGE EREN İÇMEZ

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Ülkü Şermet Elbay

Eş Danışman: Nevin Kaptan Akar

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmanın amacı, çocuklarda daimi birinci büyük azı dişlerinin (BBA) erken çekimi sonrasında meydana gelen dentoalveolar değişiklikleri değerlendirmek ve bu değişikliklerin iskeletsel sagittal ve vertikal büyüme paternleriyle ilişkisini incelemektir. Bu yönüyle çalışma, literatürde sınırlı biçimde ele alınmış olan iskeletsel patern–çekim ilişkisini kapsamlı biçimde ortaya koymayı hedeflemiştir. KOÜ Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti ve Ortodonti Anabilim Dallarında 2015–2025 yılları arasında tedavi gören 210 hastaya (105 kız, 105 erkek; 6–12 yaş) ait panoramik ve sefalometrik kayıtlar retrospektif olarak değerlendirildi. Toplam 330 çekilmiş BBA (122 maksiller, 208 mandibular) incelendi. Dentoalveolar parametreler; komşu dişler arası temas varlığı, diş devrilmesi, komşu dişlerdeki rotasyon, karşıt arktaki over erüpsiyon ve orta hat kayması olarak belirlendi. Çekim yaşı, Demirjian dental yaşı, üçüncü molar varlığı, sagittal iskeletsel sınıf (Sınıf I/II/III; ANB açısına göre), vertikal büyüme paterni (hipo-/normo-/hiperdiverjan; FMA açısına göre), cinsiyet ve takip süresi değişkenleriyle ilişkiler analiz edildi. Toplam çekim boşluklarının %56,4'ünde komşu dişlerde temas gözlendi. Maksillada temas oranı %62,3, mandibulada %52,4 idi (p<0,05). Genel devrilme oranı %71,8 olup, maksillada %79,5, mandibulada %65,9 olarak saptandı ve maksillada devrilme daha sık izlendi. Üçüncü molar varlığı temas oluşumunu arttırırken; Demirjian D–E evresinde yapılan çekimlerde spontan kapanma eğilimi, F–H evresine göre anlamlı derecede yüksekti (p <0,05). Sagittal sınıflama açısından: Sınıf I/II/III bireylerde temas oranları sırasıyla %61,5/ %54,5/ %53 olarak bulunmuş olup iskeletsel sagittal sınıflamanın çekim sonrası dişlerdeki mezializasyon kapasitesini etkilediğini göstermektedir. Vertikal sınıflama açısından: Hipodiverjan/ Normodiverjan/Hiperdiverjan bireylerde temas oranları sırasıyla %15,6/ %58,1/ %26,3 olarak bulunmuştur. Sagittal sınıflamada Sınıf I bireylerde temas oranı en yüksek, Sınıf II ve Sınıf III'te temas oranı daha azdır. Vertikal sınıflamada ise normodiverjan bireylerde spontan adaptasyon fazlaydı. Sonuç olarak; erken dönem BBA çekimleri sonrası dentoalveolar değişiklikler, bireyin iskeletsel büyüme yönüne önemli ölçüde bağlıdır. Sagittal ve vertikal paternler, çekim sonrası adaptasyonun yönünü ve başarısını belirleyen temel faktörlerdir. Bu nedenle, çekim zamanlamasının sefalometrik analizlerle birlikte planlanması klinik açıdan kritik önem taşımaktadır.