Cumhuriyet Dönemi oyun yazarlığında gerçekçilik


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, SAHNE SANATLARI ANASANAT DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: KADİR YÜKSEL

Danışman: Sema Göktaş

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Gerçekçilik düşüncesi sanatın başlangıcından bu yana tartışılmış, üzerine düşünülmüş ve sanat kuramlarının ana sorunsallarından biri olmuştur. Yansıtma kuramına göre çağlar boyunca gerçekliğin yansıtılması sanatın ana kaynağıdır. Aristoteles'in Mimesis kavramıyla oluşturduğu tragedya düşüncesinin içindeki gerçeğe uygun olma ve inandırıcı olma düşüncesi çağlar boyunca geliştirilerek sürdürülmüştür. Estetik felsefesinin ana kaynaklarından biri olmuştur. Estetik düşüncede ve felsefede gerçeklik anlayışı sorgulanmış, farklı düşünceler geliştirilmiştir. Bütün farklı düşüncelere karşın gerçekçilik tutumu sanatların kaynağında her zaman yerini korumuştur. Dünya tiyatrosu tarihi boyunca bütün tiyatro kuramları gerçeklik düşüncesini, dış yaşamla olan bağlarını, insanın çevresiyle etkileşimini ve iç dünyasında yaşadıklarını ele almıştır. Tiyatro yaşamın içinde yer alır, yaşamla bağı çok güçlüdür. Çünkü malzemesi yaşamın kendisidir, anlatım aracı da insandır. Gerçekçilik çağlar boyunca bir tutum olarak sanatın, özelde tiyatronun içinde yer alır. Değişen koşullarla ve gelişen bilim, düşün dünyasının etkisiyle 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra gerçekçiliğin bir yöntem olmaya başladığını, bir sanat akımı olarak bütün dünya sanatını etkisi altına aldığını görüyoruz. Gerçekçilik akımını gerçekçilik tutumundan ayıran özelliklerin tespit edilip dünya tiyatrosuna etkilerinin gözden geçirilmesi yol gösterici olacaktır. Klasik gerçekçilik akımı dünya tiyatrosunda derin izler bırakacak ve modernizm anlayışının başlangıcı olacaktır. 20. yüzyılın başında ise gerçekçilik anlayışı toplumsal bakışı öncelemeye başlayacak ve toplumcu gerçekçilik yöntemi oluşturulacaktır. Tiyatromuzun tarihsel gelişimine baktığımızda Tanzimat'la birlikte tanıştığımız Batılı anlamda tiyatronun ilk yıllarında gerçekçilik anlayışı fazla yer bulamaz. Daha çok Fransız romantizminin ve melodramların etkisinde oyunlar yazılacaktır. Meşrutiyet sonrasında ise gerçekçilik, daha doğru bir deyişle doğalcılık düşüncesi tartışmaya açılmıştır. Gerçekçi tutumdan yöntem olarak gerçekçiliğe geçişte ilk denemelerin Meşrutiyet'te yapıldığını görürüz. Cumhuriyet'le birlikte iki farklı yönelişten söz etmek mümkündür. Cumhuriyet'in ilk yıllarında görevci bir anlayışla daha romantik bir söylemi kullanan, devrimci romantizm diyebileceğimiz yöntemin kullanıldığı oyunlar yazılır. Diğer yandan ise gerçekçiliğin bir yöntem olarak oyun yazarlığımızda kendini var etmeye başladığını görürüz. Cumhuriyet sonrası tiyatromuzda gerçekçiliğin başat anlayış olduğunu ve uzun yıllar yerini koruyacağını söyleyebiliriz. 1950'li yıllarda gerçekçiliğin geliştiğini, farklı bakış açılarıyla oyun yazarlığımızı zenginleştirdiğini görüyoruz. 1960'lı yıllarda 'ulusal tiyatro' kavramı çerçevesinde yapılan tartışmalar gerçekçiliğe bakışı değiştirse de baskın anlayış olamaz, ama gerçekçiliğin tiyatromuzdaki ağırlığını sorgulatmayı başaracaktır. Buna karşın 60'lı yıllar toplumcu gerçekçi anlayışın tiyatromuza, hatta bütün bir yazın dünyamıza egemen olacaktır. Ulusal tiyatro düşüncesini savunan yazarların da, epik tiyatro düşüncesini savunan yazarların da gerçekçiliği kullanacak, toplumcu gerçekçiliğe açılacaklardır. 1970'lerde tiyatromuz siyasal bakışı önceleyen toplumcu gerçekçi yazın anlayışının egemenliğindedir. 1980'lerden sonra suskunlaşan ya da suskunlaştırılan toplumcu gerçekçilik gücünü yitirir. 2000'li yıllara kadar tiyatromuzda etkisinin çok düşük seviyede olduğunu söyleyebiliriz. 2000'li yıllardan sonra ise gerçekçi düşüncenin yeniden öne çıkmaya başladığını, özellikle toplumsal sorunların oyunlarda sıkça yer almaya başladığını gözlemleyebiliriz. Klasik gerçekçi biçimin yerine farklı biçimsel denemelere girişilse de, gerçekçi tutumun yeniden öne çıktığını söyleyebiliriz. Batılı anlamda oyun yazarlığımızın gerçekçilik akımının özellikleriyle uyumlu olup olmadığı Cumhuriyet sonrası oyun yazarlığımızın tarihsel süreci ele alınarak incelenecektir. Tarihsel sürecin izi sürülerek oluşturulan çalışmamız gerçekçiliğin tiyatromuzdaki gelişim seyrini ortaya koymaya çalışacaktır. Gelişim çizgisinin sonunda bugünün oyun yazarlığındaki yeni gerçekçi bakışa da dikkat çekilecektir.