Kesişimsellik perspektifinden roman kadınların sosyal dışlanması: Kocaeli ve Yalova'da yoksulluk, toplumsal cinsiyet ve etnik kimlik dinamikleri


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BÜŞRANUR KILIÇ

Danışman: Derya Demirdizen Çevik

Özet:

Bu tez çalışması, yoksulluk, toplumsal cinsiyet ve etnik kimliğin kesişiminde Roman kadınların sosyal dışlanma deneyimlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, Roman kadınların yalnızca toplumsal cinsiyetlerinden ya da etnik kimliklerinden dolayı değil, her iki kimliğin kesişiminde konumlanmaları nedeniyle çok katmanlı bir yoksulluk ve dışlanma deneyimi yaşadıkları varsayımından hareket etmektedir. Bu bağlamda, Amartya Sen'in yapabilirlik yaklaşımı, sosyal dışlanma kuramı ve kesişimsellik teorisi çalışmanın kuramsal temelini oluşturmaktadır. Nitel araştırma yöntemiyle yürütülen bu çalışmada, Yalova ve Kocaeli illerinin dezavantajlı mahallelerinde yaşayan 22 Roman kadınla derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşme verileri, Braun ve Clarke'ın tematik analiz yaklaşımına göre analiz edilmiş; temalar, yapısal yoksulluk, toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri, etnik temelli ayrımcılık ve mekânsal dışlanma eksenlerinde ele alınmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, Roman kadınların geçimlerini sürdürebilmek için geliştirdikleri stratejiler, büyük ölçüde kayıt dışı ve güvencesiz alanlarda yoğunlaşmaktadır. Bu durum, ekonomik bağımsızlıklarını zayıflatmakta ve yoksulluğun sürekliliğini beslemektedir. Eğitim sürecinden erken kopuş, istihdam olanaklarına erişimi engellemektedir. Aynı zamanda bireylerin kendi yaşamlarını yönlendirme kapasitesini de daraltarak yapabilirliklerini kısıtlamaktadır. Mekânsal ayrışma, fiziksel ve sembolik sınırlarla dışlanmayı derinleştirmektedir. Etnik köken ve toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılıklar, kadınları kimliklerini sürekli müzakere etmek zorunda bırakan bir görünmezlik rejiminin içine çekmektedir. Bu çok boyutlu dışlanma biçimleri, birbirini besleyen yapılar hâlinde işleyerek yoksulluğun kuşaklar boyunca aktarılmasına zemin hazırlamaktadır.