Paklitaksel salınımlı stent implante edilen hastalarda stent restenozu ve stent trombozu sıklığı; klinik, laboratuvar, anjiografik ve işlemle ilişkili değişkenlerin bunlar üzerine etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Kocaeli Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2009

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HASAN ÇAĞLAYAN KANDEMİR

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): ERTAN URAL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Günlük klinik uygulamada koroner arter hastalığı tedavisinde stentler en çok uygulanan tedavi yöntemidir. Özellikle ilaç salınımlı stentlerin geliştirilmesi ile restenoz oranları azalmış ve bu stentler daha kompleks hasta ve lezyonlarda uygulanır olmuştur. Ancak son dönemde ilaç salınımlı stentler ile meydana gelen geç dönem komplikasyonlar girişimsel kardiyolojinin gündemini hala meşgul etmektedir. Biz bu çalışmada kliniğimizde bir ilaç salınımlı stent olan paklitaksel salınımlı stent uygulanan hastalarda restenoz ve tromboz sıklığını; hastaların klinik, anjiografik, laboratuvar ve işlemle ilişkili değişkenlerinin ise bu sıklığa olan etkisini değerlendirmek üzere klinik retrospektif-prospektif bir araştırma planladık. Çalışmaya hastanemizde Nisan 2003 ? Temmuz 2008 tarihleri arasında PSS uygulanan 18 yaşından büyük hastalar dahil edildi. Hastaların işlem sonrası 1. ay, 3. ay ve 6. ay kontrolleri yapıldı ve daha sonra uzun dönem sonuçlarını değerlendirmek üzere tekrar son kontrol için polikliniğe çağırıldılar. En uzun takip süresi 69 ay en kısa ise 12 aydı. Hastaların kontrolleri sırasında takipte gelişen olaylar kayıt edildi. Çalışmamıza en az 1 PSS uygulanan 302 hasta dahil edildi. Ortalama yaş 61.86 + 10.27, ortalama takip süresi 35.14 + 13.4 aydı. Hastalardan %38.4'ü diyabetik, %68.5'i ise akut koroner sendrom ile başvurmuştu. Takip süresi sonunda toplam 24 hastaya (%7.9) HLR uygulanmış, 12 hastada (%4) ise stent trombozu (ARC sınıflamasına göre kesin/olası) meydana gelmiştir. Takip sırasında ortaya çıkan istenmeyen kardiyak olaylar incelendiğinde, 16 hastada (%5.3) ölüm, 18 hastada (%6) MI, 4 hastada (%1.3) inme, ve 34 hastada (%11.3) HDR uygulaması meydana gelmiştir. Ölüm, MI, inme ve HDR'ndan oluşan birleşik son nokta 54 hastada (%17.9) meydana gelmiştir. ST segment elevasyonsuz akut koroner [OR=2.52, % 95 Güven aralığı (GA)=0.99-6.40, p:0.05] ve takipler sırasında iskemi tetkiki pozitif olması [OR=7.68, % 95 Güven aralığı (GA)=3.10-19.01, p<0.01] HLR ile ilişkili bulunmuşken, stent trombozunu öngördüren en önemli parametre kreatinin olarak saptandı [OR=1.59, % 95 Güven aralığı (GA)=1.03-2.46, p=0.03]. Kreatinin için yapılan ROC eğrisi analizinde 1mg / dl kestirim değeri olarak anlamlı bulundu. Kliniğimizde PSS uygulanan hastalar uzun dönem takipte diğer yayınlarla karşılaştırıldığında benzer komplikasyon oranlarına sahiptir. Klinik stent restenozu riskinde artış ST segment elevasyonsuz AKS ve takip sırasındaki iskemi tetkiki pozitifliği ile birliktedir. Stent trombozu gelişiminde kreatinin seviyesi en önemli faktör olup artmış kreatinin seviyesi artmış tromboz riski ile birliktedir. Takip sırasındaki iskemi tetkiki pozitifliği sadece HLR değil MKO gelişimi ile de ilişkilidir. Ayrıca kötü fonksiyonel kapasite, çok damar hastalığı ve altı aydan kısa süre klopidogrel kullanımı MKO gelişimi ile ilişikilidir.