Feminizm Bağlamında Histeri Ve İki Örnek Okuma


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DİCLE ÇOBAN

Danışman: Üftade Muşkara

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bugün tıp literatüründe 'histeri' olarak tanımlanan, ani ve aşırı duygusal tepkimelerin yarattığı psikosomatik ve psikonevrotik bozukluk; ilk olarak antik çağlarda, hippokratik tıp geleneğinin anatomiye dair bilgisinin yetersizliği sebebiyle 'rahim kaynaklı' bir hastalık olarak tanımlanmıştır. Bu tanım Histeri'yi, rahim organının yalnızca kadın fizyolojisinde bulunması sebebiyle cinsiyetle sınırlandırarak, kadına özgü bir hastalık olarak tıp literatürüne yerleştirmiştir. Antik çağlarda yapılan bu tıbbi hata, çağlar boyunca kesin doğru olarak toplumların belleğinde yer etmiş ve tarihsel bir hataya evrilmiştir. Tarih boyunca kendisine tanımlanan özel alandan dışarı çıkmaya cüret eden, kamusal yaşamda hak talep eden, düşüncesini ve duygusunu yüksek sesle ifade eden kadınlar histerik olarak yaftalanmış, ilkel tedavi yöntemleriyle 'iyileştirilmeye' çalışılarak akıl almaz muamelelere maruz bırakılmış, akıl hastanelerine kapatılmış ve dahası kendi bedenlerine yabancılaştırılmıştır. Histeri iktidarın kadınlara biçtiği rolü aktif biçimde hatırlatan bir tehdit olarak sürekli iktidar mekanizmaları tarafından işletilmiş ve kadın kimliği yüzyıllar boyu aşındırılmıştır. Asırlar boyu işletilen bu tehdit olağanlaşmış, kadınların bedenlerine ve duygularına yabancılaşması sağlanmış ve böylelikle iktidar mekanizmaları bir tahakküm alanı olarak kadın bedenini kendi selameti yararına kullanmıştır. Söz konusu olağanlaşma kaçınılmaz olarak sanata da sirayet etmiş, yaşamın tüm bileşenlerinde olduğu gibi sanat eliyle de histeri bir hastalıktan ziyade artık tespiti güç bir mefhuma dönüşerek varlığını sürdürmüştür. Bu çalışma, Histeri'nin tarihsel sürecini antik çağlardan Medea, modern zamanlardan Hedda Gabler oyunlarını ele alarak, verili tarih algısının tam karşısından, feminist çerçeveden tartışmayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Histeri, Tiyatro, Feminizm, Toplumsal Cinsiyet, Medea, Hedda Gabler