Fuhrman nükleer derecelendirmesine göre düşük ve yüksek dereceli böbrek hücreli karsinom ayrımında 3 tesla manyetik rezonans difüzyon ağırlıklı görüntüleme ve dinamik kontrastlı mr incelemenin yeri


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Kocaeli Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: TUĞÇE AĞIRLAR TRABZONLU

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): ERCÜMENT ÇİFTÇİ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

AMAÇ Böbrek hücreli karsinomlarda, preoperatif 3 Tesla manyetik rezonans difüzyon ağırlıklı görüntüleme ve dinamik kontrastlı MR incelemenin, düşük ve yüksek dereceli tümörleri öngörmede yararı olup olmayabileceğini incelemek ve tartışmaktır. GEREÇ VE YÖNTEM Çalışmaya, Ocak 2010- Nisan 2017 tarihleri arasında, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde parsiyel nefrektomi veya radikal nefrektomi operasyonu geçiren, preoperatif 3 Tesla MR görüntülemesi bulunan ve patoloji tanısı berrak hücreli ve papiller tip böbrek hücreli karsinom olarak rapor edilen 37 hasta çalışmaya dahil edildi ve retrospektif olarak incelendi. Difüzyon ağırlıklı görüntüleme (DAG) aksiyel planda, nefes tutmalı SSh- TSE- EPI sekansı kullanılarak 4 farklı b değeri (b=0, 20, 650 ve 1000 s/mm2) ile elde edilmişti. Dinamik MR görüntüleri, prekontrast çekimi takiben, intravenöz 0,1 mmol/kg Gd-DTPA verilmesinin ardından yağ baskılı THRIVE sekansı kullanılarak elde edilen görüntüleri içermekteydi. 0., 30.,60.,90. saniyelerde görüntüleme yapılmıştı. Kantitatif değerlendirme, aksiyel planda alınmış dört ayrı b değerli (0, 20, 650, 1000) DAG'de iş istasyonlarında lezyonun postkontrast incelemede kontrastlanan komponenti göz önüne alınarak, ROI (round of interest) alanları çizilerek yapıldı. Ek olarak b0, b20, b650 ve b1000 s/mm2 değerlikli görüntülerden her biri b 0 s/mm2 görüntülerle kombine edilerek otomatik olarak üç farklı ADC haritası (ADC1= b0-20, ADC2= b0-650, ADC3= b0-1000) elde edildi. ADC haritalarından, ayrı ayrı DAG'de kullanılan kantitatif ölçüm yönteminin aynısı kullanılarak ADC1, ADC2 ve ADC3 değerleri halkasal ROI kullanılarak ölçüldü. Referans doku olan normal böbrek parankiminin ADC ölçümünü değerlendirmek amacıyla, halkasal ROI, ADC2 ve ADC3 haritalarında ipsilateral ve kontralateral böbrek korteksine yerleştirildi. Kitlenin ADC değeri, böbrek parankiminin ADC değerine bölünerek ADC oranı hesaplandı. Dinamik kontrastlı MR inceleme sonrasında, lezyonun solid kontrastlanan komponentine ROİ halkası yerleştirilerek, zaman intensite eğrisi iş istasyonunda otomatik olarak elde edildi. Bu eğri üzerinden maksimum kontrastlanma (MK), maksimum rölatif kontrastlanma (MRK), pik zamanı (PZ), kontrastlanma oranı (KO), yıkanma oranı (YO) elde edildi. Fuhrman çekirdek derecelendirmesine göre, düşük dereceli ve yüksek dereceli tümör gruplarına göre ve tümör alt tiplerine göre, DAG'de lezyonların sinyal intensiteleri (Sİ), ADC haritalarında ölçülen lezyonların ADC değerleri, kitlelerin referans böbrek parankimine göre ADC oranları, dinamik MR incelemesi sonrası elde edilen yarıkantitatif parametreler olan maksimum kontrastlanma (MK), maksimum rölatif kontrastlanma (MRK), pik zamanı (PZ), kontrastlanma oranı (KO), yıkanma oranı (YO) değerleri karşılaştırıldı. BULGULAR Papiller tip BHK'de lezyonların ADC değerleri ve kitle/parankim ADC oranları b değerleri hem 0 ve 650 s/mm2 alındığında hem de b 0 ve 1000 s/mm2 alındığında berrak hücreli BHK'den düşük olduğu ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır. Dinamik kontrastlı MR incelemede; berrak hücreli BHK, papiller BHK ile kıyaslandığında, maksimum kontrastlanma değerinin ve maksimum rölatif kontrastlanma oranının daha yüksek olduğu ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (p 0,05). B 0 ve b 1000 s/mm2 ağırlıklı DAG'den elde edilen ADC haritalarından yapılan ADC ölçümleri ve kitle/parankim ADC oranları değerlendirildiğinde; dörtlü Fuhrman çekirdek derecelendirmesinde, derece artışı ile birlikte ölçülen ADC değerlerinde azalma izlenmekle birlikte; sadece derece I ve II, derece I ve III, derece I ve IV tümörler arasında istatistiksel olarak anlamlı fark gözlemlenmiştir. Çalışmamızda Fuhrman derecelendirme sistemi ile dinamik kontrastlı MR yarı kantitatif parametreleri arasında ilişki saptanmamıştır. SONUÇ Yüksek dereceli tümörlerin düşük dereceli tümörlerden ayrımında difüzyon ağırlıklı görüntüleme faydalı bir yöntem olarak kullanılabilir. Ayrıca papiller tip BHK'nin, berrak hücreli tip BHK ile ayrımında dinamik kontrastlı MR ve difüzyon ağırlıklı görüntüleme yardımcı olabilir. Böylelikle operasyon öncesi dönemde kitlenin natürünü, hastalığın prognozunu belirlemede invaziv bir yöntem olmayan MR DAG klinisyene ek bilgi verebilir.