Sağ ventrikül çıkış yolu aritmisi olan hastalarda otonom sinir sistemi fonksiyon değerlendirmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Kocaeli Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2011
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HALİL EKREN
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): AYŞEN AĞAÇDİKEN AĞIR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AmaçSağ ventrikül çıkış yolu aritmisi olan hastalarda gerek poliklinik kontrollerinde gerekse elektrofizyoloji laboratuvarındaki tecrübelerimizde, bu hasta popülasyonunun vazovagal reaksiyon geliştirmeye yatkın oldukları gözlenmiştir. Vazovagal reaksiyonun da bir çeşit otonom disfonksiyon olduğu düşünülürse ve ventriküler aritmilerle otonom sinir sisteminin ilişkili olduğu düşünüldüğünde izole sağ ventrikül çıkış yolu (RVOT) aritmisinin bir otonom disfonksiyonla ilişkili olabileceği ön görülmüştür. Bu nedenle RVOT aritmisi olan hastalarda otonom sinir sistemi (OSS) değerlendirme testleri olan tilt table testi (TTT) ve yatak başı otonom disfonksiyon (OD) değerlendirme testleri ile bu ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır.Hastalar ve YöntemKocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Kliniğine Aralık 2009-Temmuz 2010 tarihleri arasında başvuran, daha önce RVOT aritmisi tanısı almış veya elektrofizyolojik testte (EFT) RVOT aritmisi tanısı konularak kontrole gelen hastalar ile herhangi bir nedenle polikliniğimize başvurup yüzeyel EKG'de RVOT aritmisi tespit edilmiş hastalar ve herhangi bir nedenle tilt testi için aritmi polikliniğine yönlendirilmiş 30 hasta çalışmaya alınmıştır. Bu hastalara daha önce yapılmadıysa OSS değerlendirme testleri olan TTT ve yatak başı OD değerlendirme testleri uygulanmıştır.BulgularÇalışmaya 19 bayan, 16 erkek toplam 35 hasta alınmış; 5 hasta dışlama kriterlerini içerdiği için çalışmaya 30 hasta (ortalama yaş 44 ? 13 yıl) ile devam edilmiştir. Çarpıntı, presenkop veya senkop gibi şikayet belirten hasta sayısı 24 (%77) olmuştur. Kalp hızı ve kan basıncı değişkenliklerine bakıldığı ve 2 veya daha fazla teste pozitif yanıtın otonom disfonksiyon açısından pozitif kabul edildiği yatak başı OD testlerinde, 21 (%70) hastada pozitif yanıt saptanmıştır. Otuz hastanın 20'sinde TTT pozitif olarak değerlendirilmiştir (%66,7). On hastada TTT negatif saptanmıştır (%33,3). Sadece 1 hastada TTT (-) olduğu halde yatak başı OD testleri (+) saptanmıştır. Çalışma için alınan 30 hastadan 12 (%40) tanesinin RVOT aritmisi tanısı EFT yapılıp kesin olarak konulmuş, 18 (%60) tanesinin ise tanısı yüzeyel EKG'deki ekstra atım ve VT morfolojisi ile muhtemel olarak konulmuştur. Bu iki grubun, yatak başı OD testleri, TTT ve OD mevcudiyeti açısından kıyaslamasında bir fark bulunamamıştır. Çalışmaya dahil edilen hastaların temel klinik özellikleri, fizik muayene bulguları, laboratuar ve ekokardiyografi parametreleri ile EKG holter bulguları, otonom disfonksiyon saptanan ve saptanmayan gruplarda karşılaştırıldığında otonom disfonksiyon ile korelasyon gösteren parametreler; yaş, cinsiyet, boy, diyastolik kan basıncı, mitral A dalga hızı, hemoglobin ve hematokrit değerleridir. Kadın ve erkeklerin kendi aralarında OD olan ve olmayanlar olarak gruplandırılması sonrasındaki kıyaslamalarında mevcut verilerde gruplar arasında anlamlı fark bulunamamıştır. Çalışma hastalarının hemoglobin ve hematokrit değerlerinin korelasyon gösterdiği parametrelere bakıldığında ise bunların cinsiyet ve boyla ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Mevcut literatürde sigara ve hiperlipideminin OD eğilimini arttırdığı söylenmekle birlikte bizim çalışmamızda sigara ve hiperlipidemi ile OD arasında ilişki saptanamamıştır. Aynı şekilde hastanın içinde bulunduğu stres durumunun ve psikolojik faktörlerin de OD yaratabildiği tespit edilmiş ancak bizim çalışma grubumuzdaki hastaların psikolojik durumları ile OD mevcudiyeti arasında ilişki tespit edilememiştir.Sonuçlar:RVOT aritmisi olan hasta grubunda %70 gibi normal popülasyondan çok yüksek bir oranda diyebileceğimiz OD mevcudiyeti tespit edilmiştir. Alttaki primer elektriksel hastalığın ortaya çıkmasının veya devam ettirilmesinin OD ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Yatak başı OD testlerinin sonuçlarının TTT sonuçları ile yüksek oranda uyumluluk gösterdiği görülmektedir. Otonom disfonksiyon taraması için yatak başı OD testlerinin TTT'ne bir alternatif olabileceği ön görülmektedir. Otonom disfonksiyon ile yaş, diyastolik kan basıncı, mitral A dalga hızı pozitif korelasyon gösterirken; boy, hemoglobin ve hematokrit değerleri negatif korelasyon göstermektedirler. RVOT aritmilerinde olduğu gibi, OD bayan hastalarda daha sık izlenmektedir. Yapısal kalp hastalığı olmayan RVOT aritmili hastalarda senkop veya presenkop görülmesi halinde bu hastaların şikayetlerinin sadece hemodinamik olarak iyi tolere edilen RVOT VT'ye bağlanmaması gerektiği ve bu hasta grubunun OD'a yatkınlıkları da göz önüne alınarak şikayetlerin nörokardiyojenik etyoloji açısından da değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Anahtar kelimeler: RVOT aritmisi, TTT, yatak başı OD değerlendirme testleri, OSS