Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Yenidoğan Ünitesinde son 10 yılda izlenen pulmoner kanaması olan yenidoğanların retrospektif değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Kocaeli Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AYNA ATAYEVA

Danışman: Özge Serçe Pehlevan

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Akut zeminde gelişen pulmoner kanama (PK) nadir görülmesine rağmen yüksek mortalite ile seyreden ve oldukça katastrofik sonuçlar doğurabilen bir hastalıktır Etyolojisi multifaktöriyel olup çeşitli risk faktörleri ile ilişkilendirilmiş olsa da halen altta yatan risk faktörleri ile ilgili netleşmesi gereken unsurlar vardır. Tedavi yaklaşımlarında uygulamalar ve mevcut kanıtlar arasında da farklılıklar gözlenmektedir. Bu nedenle hastalığa yol açan durumları bilmek ve bunları önlemeye yönelik stratejiler geliştirmek, kanıta dayalı standart tanı ve tedavi yöntemlerini belirlemek bu hastalarda prognozu iyileştirmede önem taşımaktadır. Bu tez çalışmasında Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitemizde (YYBÜ) uzun bir periyotta izlediğimiz hayatı tehdit eden PK'lı hastaların özellikleri ve yönetimlerine ait tecrübelerimizi paylaşmanın literatüre değerli bir katkı sağlayacağına inanıyoruz. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif vaka kontrollü kohort çalışma Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi YYBÜ'nde Ocak 2013 ile Aralık 2023 tarihleri arasında takip edilen masif PK öyküsü olan yenidoğanlar ile peşpeşe yatan doğum zamanlaması benzer (term/preterm) hastalardan oluşan kontrol grubunu içermektedir.Hastalara ait risk faktörleri ve klinik seyir birincil çıktı olan PK varlığı dışında sekonder çıktılar olan PK zamanlaması ve mortalitesi ile ilişki açısından da değerlendirilmiş, ünitemizdeki tedavi yaklaşımları da ayrıca analiz edilmiştir. Bulgular: YYBÜ'mizde PK sıklığı < 32 GH'da %4.1 olarak belirlendi.PK'nın %71'i erken neonatal dönemde; sıklıkla postnatal üçüncü günde (IQR: 2-9) gerçekleşmiş idi. Bu 60 olgunun %53'ü PK komplikasyonlarına bağlı ex olmuş iken yatış boyunca gözlenen tüm nedenlere bağlı ölüm %70 idi. Çoğu prematüre olan (N=57) bu olguların kanama öncesi son 24 saat içinde büyük kısmında RDS (%85) bulunmakta, gene yarıdan fazlasının hipervolemik olduğu (%55), dolaşım yetmezliği nedeniyle inotrop (%58), sepsis riski/varlığı nedeniyle antibiyotik kullandığı (%85), konvasiyonel mekanik ventilasyon desteği aldığı (%63) görüldü. Kontrol grubundaki 64 olgu ile karşılaştırıldıklarında gebelik haftası PK grubunda 28 hafta (IQR:27-31, kontrol grubunda 32 hafta (IQR: 28-34) (p=0,016); doğum ağırlığı ise sırası ile [ortanca 942 gr (IQR: 722-1692)] ve 1455 gr (IQR: 1000-2270), (p=0,006) idi. 1.dk APGAR skoru ortanca 4 (IQR:3-6,p=0,020) ve 5.dk APGAR skoru ortanca 7 (IQR: 5-8, p=0,029) PK grubunda daha düşük iken maternal enfeksiyon PK grubunda daha yüksek idi (%26,7'ye karşı %10,9; p=0,043). Diğer yandan obez annelerin bebeklerinde daha az PK geliştiği belirlendi (%40,6'ya karşı %20; p=0,022). PK grubunda RDS'e bağlı surfaktan ihtiyacı (%85'e karşı %54,7), BPD (%54,5'e karşı %16,1; p=0,002), BPD proflaksisine yönelik steroid kullanımı (%73,9'a karşı %13.3, p<0,001), PDA (%70'e karşı %43,8; p=0,004) ve mortalite (%70'e karşı %15.6, p<0,001) daha fazlaydı. Kontrol grubunda hiç vaka görülmez iken PK grubunda %13 hastada pulmoner hipertansiyon gelişmişti (p=0.002). PK grubunda total hastane yatış süresi [ortanca 10 (4-42) güne karşı 30 (15-61) gün; p=0,002] ve HFO süresi (ortanca 4,5 (IQR:2-14,5) güne karşı 15 (IQR:10-27, p=0.028) daha kısa idi. KCFT bozukluğu EX grubunda %50, yaşayan grupta ise %11 (p=0,011); aynı şekilde BFT bozukluğu EX grubunda %47'ye karşı yaşayan grupta %17 ile (p=0,049) daha yüksekti. Surfaktan, EX grubunun %47'sine yaşayanların ise %5'ine uygulanmıştı (p=0,005). EX olan olgularda inotrop kullanımı (%71), yaşayanlara göre (%28) daha yüksek idi (p=0,004). Maternal anemi (%41,2'ye karşı %9,3; p=0,008) ve maternal diyabet (%23'e karşı % 4.7, p=0.048) geç dönem PK grubunda erken dönem kanayanlara göre yüksek idi. Surfaktan kullanımı erken dönemde PK grubunda %44, geç dönemde %11 (p=0,038); İleri NEK ise sırasıyla %29'a karşı % 4,7 (p=0,016) idi. Erken dönem PK grubunda daha fazla inotrop kullanılmıştı (%67'e karşı %35, p=0.004). Böbrek fonskiyon testleri erken dönemde PK geçirenlerde daha fazla bozulmuştu (%48'e karşı %11, p=0,018).Tedavide %95'ine mekanik ventilatörde ayar düzenlemesi yapıldığı, K vitamini ve/veya TDP verildiği görüldü. HFO'ya %76'sı alınmış; surfaktan %53'üne; endotrakeal adrenalin %60'ına uygulanmıştı. Ayrıca 16 olgu rekombinant FVIIa, 4 olgutraneksamik asit almıştı. Sonuç:. PK yaşayan hastalarda prematürite ve RDS'den sonra PDA, BPD ve PHT eşlik eden ana morbiditeler iken bu olgularda gerek PK ve komplikasyonlarına bağlı gerekse de yatış boyu gözlenen tüm nedenlere bağlı ex oranı yüksek gözükmektedir. Maternal enfeksiyon, düşük APGAR skoru, hipervolemi ve ventilatör izlemi de risk açısından önemli unsurlardır. Maternal obezitenin koruyucu etkisi daha geniş serilerle değerlendirilmelidir. Süregelen konvansiyonel tedavi yaklaşımlarına son yıllarda rFVIIa, traneksamik asit gibi güncel seçenekler de eklenmektedir. Çalışmamız sonucunda elde edilen kapsamlı istatistiksel bulgular, PK'nın etiyolojisi, klinik yönetimi ve olası sonuçları hakkında önemli ipuçları sunmaktadır. Ancak halen geniş olgu serilerine sahip, çok merkezli, prospektif çalışmalara duyulan ihtiyaç devam etmektedir. Anahtar Sözcükler: Pulmoner kanama, Prematüre, Yenidoğan, morbidite, mortalite, risk faktörleri