Kavram geliştirme sürecinde yaratıcılık ve mekan tasarımı
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İÇ MİMARLIK ANASANAT DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2016
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: PELİN KAYA
Danışman: Didem Erten Bilgiç
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Tüm tasarım öğelerinde olduğu gibi mekân tasarımı da çevresiyle iletişim içindedir. İlk bakışta göze çarpan form ne kadar işlevselliğin gereksinimleri karşılasa da biçimle anlam örtüşmedikçe verilmek istenen mesaj tam olarak ifade edilemez. Verilmek istenen mesaj, tasarım bütünlüğünü oluşturacak olan anlam ve form ne kadar birbirini desteklerse, izleyicide oluşan imge kişiden kişiye değişmeyecek, tasarım zaman geçtikçe, zamana ayak uyduramadığı için demode veya her beğenilen mekân elemanın kullanıldığı yozlaşmış mekânlara dönüşmeyecek, evrensel, özgün, zamanla eskimeyecek bir tasarım ürünü olacaktır. Tasarım problemini, probleminin analizi sonucu ortaya çıkan, tasarıma yön verecek kavramsal bir düşünceyle çözümlemeye çalışmak, öncelikle tasarımcıyı tasarım sürecine başlarken karşılaştığı; nereden nasıl başlayacağı, nasıl bir yöntem izleyeceği, hangi formun, malzemenin, dokunun, rengin vb. uygulanacağı gibi birçok sorudan kurtarmaktadır. Tasarıma kavramla başlamak, tasarımcıya bir çıkış noktası oluşturarak, mekânın tüm örgütlenmesini ve formları oluşturacak şekillerin, yüzeylerin nasıl anlamlı bir şekilde bir araya getirileceğini göstermektedir. Bu nedenle tasarımı anlamlı hale getirecek olan, tasarım problemi hakkında akla gelen ilk düşünce bir kavram olmalıdır. Bu düşünceler kimi zaman yalın, basit bir sözcük olabilirken kimi zamansa tasarım içeriğini tamamıyla yansıtacak bir cümle olabilir. Kavram geliştirme sürecinde tasarım öğrencilerinin hatta profesyonellerin de düştüğü hata, yapılan tasarımı yozlaştıran, anlamsal derinliği olmayan kavram seçimleridir. Onları bir noktaya ulaştırmayacak, tasarımına sırf anlam yüklemiş olmak için yeterli düşünce sürecinden geçirilmeden, yaratıcılıktan yoksun kavram seçimleri tasarımı basitleştirmekten ileri götürmemektedir. Endüstri Devrimi öncesi dönemlerde, doğuştan gelen bir yetenek olarak görülen yaratıcılık, Endüstri Devrimi sonrasında, geliştirilebilecek, nasıl oluştuğuna dair çalışmalar yapılabilen bir yeti olarak görülmüştür. Günümüzde ise her bireyde bulunan, eğitimle geliştirilebilecek düşünce biçimi olduğu bilinmektedir. Bu bağlamda tez çalışmasının konusunu, amacını, kapsamını ve yöntemini içeren bölümünden sonraki ikinci bölümde, yaratıcılık, zekâ ve yetenek ilişkisi irdelenmiştir. Bir kişinin zeki olduğundan çok daha yaratıcı veya yaratıcı olduğundan çok daha zeki olabileceği ortaya konulmuştur. Ayrıca kişilerin birden fazla zekâ türlerine sahip olabilecekleri ve bu zekâ türlerinin eğitimle geliştirilebileceği vurgulanmıştır. Tez çalışmasının yine ikinci bölümünde mekân tasarımında yaratıcılığı geliştirebilecek yöntemlere değinilmiştir. Bir yaratıcı düşünme yöntemi olan kavram ve zihin haritalarını içeren kavram geliştirme sürecindeki eksiklik, hayal gücü ve yeteri kadar düşünülmemiş ve özümsenmemiş bilgilerdir. Kapsamlı düşünmeyi gerektiren yaratıcılık ve kavram geliştirme; kelimenin temel anlamın yanında yan anlamını ve mecazi düşünebilmeyi yani farklı bakış açısıyla bakabilmeyi, herkesten farklı bir tasarım yapabilmek için mevcut bilgiden fazlasını araştırmayı ve yeni görüşlere açık, edindiği bilgileri de akılcı bir şekilde tasarımına aktarmayı gerektirmektedir. Bu şekilde özgün, yenilikçi, zamana direnen düşünce ve ürünler ortaya çıkmaktadır. İnsanın doğasında olan, farklı olanı ve daha iyisini isteme arzusu, birçok denenmiş fikir ve tasarlanmış ürünlerin olduğu günümüzde yaratıcı olmayı daha fazla gerektirmektedir. İç Mimarlık Ana Sanat Dalı'nda bireylerden, araştırmacı, çok yönlü düşünebilen, tarafsız, çevresini algılayıp, mekân çevre ilişkisini yorumlayabilen, işlevsel, sağlam ve estetik tasarımlar yapabilen, anlatım gücü yüksek bireyler eğitilmesi amaçlanmaktadır. Kocaeli Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi İç Mimarlık Bölümü Lisans eğitiminde, Tasarıma Giriş dersleri, İç Mekân Tasarımı derslerine hazırlık olarak 1. Sınıf öğrencilerinin eğitim süreçlerinin ilk iki döneminde aldıkları tasarımla tanışma derslerdir. Tasarıma Giriş I; eğitimin ilk 8 haftasında Teknik Resim dersiyle paralel olarak işlenmekte, daha sonraki ikinci yarısında temel tasar öğelerinin ve mekân algısının kavratılmasını amaçlayan tasarlama çalışmalarını içermektedir. Tasarıma Giriş II dersinde ise; öğrencilerden mevcut bir arazi içinde, ölçüleri verilmiş tek katlı müstakil bir "konut projesi tasarımı" yapılması istenmektedir. Daha önceki eğitimi süreçlerinde bu tipte çalışmalar ve uygulamalarla tanışmamış dolayısıyla ilk defa böyle bir tasarım problemiyle karşılaşan öğrenciler, ne yapacaklarını, nasıl bir yöntem, yaklaşım izleyeceklerini bilememektedirler. Tez çalışmasının üçüncü bölümünde ise, mekân tasarımında kavram geliştirme yönteminden bahsedilmiştir. Bu bağlamda öğrencilerin ve profesyonellerin yaptığı hatalara yer verilmiştir. Merkezi yerleştirmeyle iç mimarlık bölümüne yerleşmiş olan öğrenciler, daha önce almış oldukları eğitime bağlı olarak tasarım problemini daha çok işlevsel açıdan çözümlemeyi tercih etmektedirler. Tasarım problemini, işlevsel gereksinimleri karşılayarak, mobilya yerleşimine (tefriş yapmaya) indirgemektedirler. En kolay ve zahmetsiz yöntem olan web sitelerinde ilk kez gördükleri için beğenilen; koltuk takımı, masa, sehpa, TV ünitesi, çeşitli bölücüler gibi mekân öğelerini seçip, daha önce tasarlanmış olan bu elemanlarla verilen boşluğu doldurma yoluna gitmektedirler. Mekân tasarımının, mevcut öğelerin hangi amaç doğrultusunda bir araya getirildiği belli olmayan toplama-birleştirme yöntemine(!) göre yapılması özgün olmayan, zamanla değerini kaybeden, kopya tasarımlara dönüşmektedir. Bu nedenle tasarıma yeni başlayan Tasarıma Giriş dersi alan öğrencilere; kavram geliştirmeye yönelik çalışmalar yaptırılmış, bu çalışmalarla öğrencilerin tasarım problemini; yaratıcı, özgün, yenilikçi, bütüncül yaklaşımlar benimseyerek çözümleyebilmesi amaçlanmıştır. Tasarım süreci içinde, öğrencilerin ilk kez karşılaştığı kavram geliştirme yöntemini daha iyi anlayabilmesi için Tasarıma Giriş dersiyle aynı dönem yürütülen Temel Sanat dersinde özellikle benzer bir çalıştırma yapılmış ve Tasarıma Giriş dersi alan öğrenciler nasıl bir yaklaşım izlemeleri gerektiğini daha iyi anlamışlardır. Bu çalışmayla öğrenciler daha önce aldıkları eğitimden farklı olarak, dönem içinde aldıkları dersler arasında bağlantı kurulabileceğini de görmüşlerdir. Öğrencilerin çalışma içinde en iyi ifade edebildikleri soyut kavramı, daha sonra gruplar halinde somut farklı mekânlara dönüştürmüşlerdir. Yapılan bu çalışmada her türlü tekniğin serbest olduğu, daha çok fikir yürütme ve kavram form bütünlüğü yakalamada mekânsal algı ön planda tutulmuştur. Yukarıda bahsedilen çalışmaya paralel olarak, çalışmanın son bölümünde, Tasarıma Giriş II dersinin normal işleyişine müdahale ve öğrencilerin haberi olmadan, yaratıcı düşünme ve kavram geliştirme yöntemi üzerine öğrencilerin çalışmalar yapıp yapmadığı, tasarıma nasıl bir yöntemle başladıkları, kullandıkları yöntemlerin doğru bulup bulmadıkları araştırılmıştır. Bu amaçla dönem sonunda tasarlamış oldukları projeler ve yine dönem sonunda yapılan ankete vermiş oldukları cevaplar analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda, öğrencilerin büyük çoğunluğunun, iç mimarlıkla ya da iç mimarlıkla yakın ilişki içinde olan ve yaratıcı düşünmelerini geliştirebilen sanat alanlarıyla kendilerinin veya yakın çevrelerinin ilgilenmediği ortaya çıkmıştır. İç mimarlık disipliniyle ilgili bilgisi olmayan ve daha önce bu tarzda eğitim almamış bu öğrencilerin tasarımla tanıştıkları Tasarıma Giriş ve benzer içerikteki farklı adlardaki derslerin önemini ortaya koymaktadır. Öğrencilerin çalışma sonunda çoğunluğunun, kavram geliştirme tekniğinin içinde yer alabilecek; slogan, kişi profili, mimari akımlar, işlevsellik gibi çıkış noktalarıyla tasarıma başladıkları görülmüştür. Fakat sonuç ürünleri ve ankete verdikleri cevaplar incelendiğinde çoğunluğun bilinçli olarak bu yöntemi kullanmadığı ortaya çıkmıştır. Yine çalışma sonucunda, kavram çalışmasını iyi analiz etmiş öğrencilerin, diğer yöntemleri kullanan öğrencilere göre başarı oranlarının yüksek olduğu görülmüştür. Tasarım sürecinin izlenebilirliği, yöntemin kolay anlaşılabilir ve yaratıcı düşünmeyi geliştirici olması öğrencilerin kavramla çalışmayı tercih etme sebeplerindendir. Tasarımda anlam-biçim-işlev bütünlüğünün oluşturması ve tasarımın öznel ve özgün dilini ortaya koyma kavram geliştirme yönteminin sonuçlarındandır. Elde edilen tüm veriler, tasarımda yaratıcı düşünme yeteneğinin eğitim ile geliştirilebileceğini ve yönlendirilebildiğini ispatlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Tasarım süreci, kavram geliştirme, yaratıcılık