KOCAELİ İLİ GÖLCÜK İLÇESİNDE MİKROBÖLGELEME ÇALIŞMASI KAPSAMINDA ELDE EDİLEN VS30 VE SPT-N DEĞERLERİNİN KARŞILAŞTIRILARAK ZEMİN SINIFLARININ BELİRLENMESİ


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Kocaeli Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Jeofizik Mühendisliği, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MEDENİ YALÇIN

Danışman: Ertan Pekşen

Özet:

Bu yüksek lisans tezi, Gölcük ilçesinde mikrobölgeleme etütleri kapsamında elde edilen Vs30 ve SPT-N değerlerini karşılaştırarak ve TBDY 2018 kriterlerine göre değerlendirerek zemin sınıflarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışma ile zemin yapısını anlama, parametreler arası ilişkiyi inceleme ve mühendislik verisi sağlama hedeflenmektedir. İnceleme alanı Gölcük'te yaklaşık 3074 hektarlık alanı kapsamaktadır. Çok Kanallı Yüzey Dalgası Analizi (Multi-channel Analysis of Surface Waves) ile Vs30 ve derin sondajlarla SPT-N değerleri toplanarak bu veriler TBDY 2018 zemin sınıflandırma tablosuna göre yapılmıştır. Sınıflandırma ve analiz sonuçları harita ve grafiklerle yorumlanarak, zemin sınıfının farklı yöntemlerle nasıl belirlendiği ve bu sınıflandırmaların birbirini ne ölçüde desteklediği araştırılmıştır. Çalışma alanında ZB, ZC, ZD ve ZE zemin sınıfları belirlenmiştir. Vs30 (132-857 m/s) ve düzeltilmiş SPT-N (2.25-48) değerleri arasında pozitif bir korelasyon bulunmuştur. Kuadratik modelin ilişkiyi en iyi açıkladığı (R²=0.8821, R=0.939) belirlenmiştir. Litolojinin parametre dağılımı ve sınıflandırmada etkili olduğu görülmüştür. Farklı yöntemlerle belirlenen zemin sınıfları arasında, özellikle ZD ve ZE sınırlarında tutarsızlıklar gözlemlenmiştir. Gözlemlenen tutarsızlıkların giderilmesi amacıyla, Vs30 ve SPT-N gibi birden fazla yöntemi birlikte kullanarak sonuçları karşılaştırmak, bölgesel jeolojiyi dikkate almak ve o bölgeye özel geliştirilmiş yerel veriye dayalı formülleri kullanmak önerilmektedir. Sonuç olarak, Gölcük'te TBDY 2018'e göre zemin sınıflandırması yapılmış ve Vs30/SPT-N arasında pozitif korelasyon tespit edilmiştir. Farklı yöntemlerden elde edilen sınıflar arasındaki farklılıklar, çok yönlü veri kullanımının ve sonuçların dikkatli yorumlanmasının önemini göstermektedir. Belirlenen zemin sınıflarının deprem risk yönetimi ve yapılaşma çabalarına katkı sunacağı düşünülmektedir.