Habituel abortusu olan hastalarda endometriyum lenfosit subtiplerinin etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Kocaeli Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2010
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: NAGİHAN YILMAZ
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): AYDIN ÇORAKÇI
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Gebelikte en sık karşılaşılan komplikasyon olduğu bilinmektedir. Gebelik kayıplarının büyük bir kısmı ilk trimester içinde olur ve bu oran bundan sonra hızla düşer. Günümüz şartlarında erken gebelik kaybına sebep olan nedenleri saptayabilmek her zaman mümkün olmamaktadır. Spontan gebelik kayıplarına neden olan maternal faktörler arasında ise uterin anomaliler, endokrin faktörler, enfeksiyonlar ve bağışıklıkla ilişkili faktörler sayılabilir. Tekrarlayan gebelik kayıplarının %20-50'sinin bağışıklıkla ilişkili nedenlere bağlı olduğu düşünülmektedir. Bu durum dikkatleri bağışıklık sistemi üzerine çekmiştir.Gebelik kayıplarının nedenlerini bulmak çoğu zaman zordur. Gebelik kaybında oluşan bağışıklık cevabı şimdiye kadar tam olarak açıklanamamıstır. Doğal öldürücü hücreleride dahil olmak üzere lenfosit subtiplerinin implantasyonda ve plasentasyonda önemli rol aldığı rapor edilmiştir. Üreme fizyolojisinde bu hücrelerin işevlerini anlamak hala ilgi çekmektedir. Bu hücrelerin implantasyonda ve gebeliğin devamındaki işlevi merak konusudur.Amaç: Tekrarlayan düşüğün nedenlerini araştırmak için lenfosit oranlarını ve subtiplerini midluteal endometriyumda akım sitometri kullanarak değerlendirdik.Gereç ve Yöntemler: Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum kliniğine başvuran iki ya da daha fazla ardışık düşüğü olan, karyotip, endokrinolojik testler ve histerosalpingografi hastalar çalışmaya dahil edildi. Normal gebelik grubunda kadınların ortalama yaşı 27.53 (21- 37) spontan düşük grubunda 28.74 (18- 41)' dı. Desidual lenfositler FITC (fluorescin isothiocyanate)-konjuge anti-CD16 MoAb, PE- (phycoerythrin) konjuge anti-CD56 antikor ve PerCP-konjuge anti-CD3 antikor ile işaretlendi. Antikor işaretli hücreler FACS Caliber akım sitometri ile analiz edildi. Üç renkli akım sitometride 488nm de 15mW argon lazer kullanıldı. İstatiksel analizler ki-kare test ve Mann Whitney U test kullanılarak yapıldı. p<0.05 anlamlı fark olarak kabul edildi. Veriler SPSS13.0 Windows ile analiz edildi.Bulgular: Tekrarlayan düşük grubundaki 35 kadının ortalama yaşı 31.22 (18- 41) iken kontrol grubundaki 12 kadının ortalama yaşı 29.33 (21-37)'dir. En az iki normal doğumu olanlar kontrol grubuna dahil edili. Tekrarlayan düşük grubunda ortalama gebelik sayısı 3.65, doğum 0.34, düşük sayısı 3.2, yaşayan 0.28 iken kontrol grubunda gebelik 2.58, doğum 2.08, küretaj 1.05, yaşayan 1.08 idi. Hastaların gebelik haftasına göre abort etme haftaları 2-20 hafta arasında değişmekteydi. Düşük yapılan ortalama gebelik haftası 7.17 idi.CD 45, CD14, CD45 + 14, s CD 3, *CD4, *CD8, CD 8 + 3, CD sayısı, CD 16+56, CD 3+ 16 + 56, CD5, CD 10, CD 19, CD 103, CD 22, CD 20, CD 57, cCD68, CD 8 tekrarlayan düşük ve kontrol grubu arasında anlamlı bir fark izlenmedi. CD 4 +3, CD4 sayısı, CD4 / CD8 sayılarının oranları, CD 16 sayıları tekrarlayan düşük ve kontrol grubu arasında anlamlı olarak farklı idi. CD 4+3 kontrol grubunda tekrarlayan düşük grubundan daha yüksek olarak tespit edildi. CD 4 sayısı hasta grubunda kontrol grbuna göre daha düşük olarak tespit edildi. CD 4 / 8 oranı habituel abortus grubunda kontrol grubuna göre anlamlı olarak düşük bulundu. CD 16 hücreleri tekrarlayan düşük grubunda kontrol grubuna göre anlamlı olarak yüksek bulundu. HLA G düzeyinde kontrol ve hasta grupları arasında anlamlı olarak farklı izlenmedi. FSH, LH, progesteron, prolaktin değerleri kontrol ve hasta grubu arasında istatistisel olarak farklı değildi. Estrodiol ise tekrarlayan düşük grubunda kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı olarak bulundu.Sonuç: Bizim çalışmamızda CD 16 pozitif NK hücrelerinin arttığı, T helper ve T sitotoksik lenfositlerin birbirine olan oranının azaldığını gördük. Bu azalma T sitotokik hücrelerin etkinliğinin göreceli olarak fazla olması ile sonuçlanmaktadır. Tekrarlayan gebelik kayıplarının nedenleri arasında bağışıklık sisteminin rolünün açıklığa kavuşması ile immünmodülasyon umut verici bir tedavi yöntemi olacaktır.