Transüretral Mesane Rezeksiyonu Yapılan Olguların Retrospektif İncelenmesi ve Karşılaştırmalı Klinikopatolojik Analizi


Creative Commons License

Civriz A. H. , Yaprak Bayrak B.

4th International Hippocrates Congress on Medical and Health Sciences/4. Uluslararası Hipokrat Tıp ve Sağlık Bilimleri Kongresi, Ankara, Türkiye, 25 - 26 Eylül 2020, ss.771-774

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.771-774

Özet

Giriş: Ürotelyal mesane kanserlerinin çoğu, kasa invaze tipleriyle karşılaştırıldığında çok daha düşük bir

ölüm oranı ile karakterize, kasa invaziv olmayan mesane kanseriyle başvurur. %75-80 mesane karsinomlu

hastalarda tümör, mukoza (evre Ta veya evre karsinoma in situ) veya submukoza (evre T1) ile sınırlıdır.

Non-invaziv ürotelyal karsinomlar (NİÜK), hücresel/yapısal olarak atipik ancak bazal membrana invaze

olmayan lezyonlardır. Tedavisiz kaldığında yaklaşık yarısı muskularis propriaya invaze olurlar. Transüretral

rezeksiyon (TUR), anestezi altında yapılan, hastanın üretrasından girilerek mesanenin görüntülenebildiği,

malign görünümlü lezyonların tanı-tedavi yaklaşımını belirlemesinin yanında NİÜK için altın standart tedavi

yöntemidir. Biz bu çalışmamızda, klinik olarak malignite şüphesi bulunan mesane lezyonlarına yönelik TUR

yapılan olguların histopatolojik değerlendirmesini yaparak malignite saptama oranını belirlemeyi, klinik

bulgularıyla histopatolojik analizini karşılaştırmayı amaçladık.

Gereç/Yöntem: Kliniğimizde Ağustos 2018 ile Ağustos 2020 arasında, toplam 433 mesane TUR

materyallerinin histopatolojik tanıları retrospektif olarak tarandı, klinik veriler eşliğinde yeniden

değerlendirildi.

Bulgular: İncelenen TUR materyallerinin 60’ında neoplazi saptanmadı. 14 olguda preneoplastik lezyonlar

(ürotelyal displazi,malignite potansiyeli belirsiz ürotelyal proliferasyon,düşük malignite potansiyelli papiller

ürotelial neoplazm) görülürken; 3 olguda benign neoplazi vardı. 346 olgu primer mesane ürotelyal karsinom;

2 olgu küçük hücreli nöroendokrin karsinom tanısı aldı. 2 olgunun mesanesi primer prostat adenokarsinom

infiltrasyonu varken; 6 olgu primer kolon adenokarsinomu infiltreydi.Mesane ürotelyal karsinomlarına

baktığımızda 131’i NİÜK, 215’i ise İÜK olarak raporlandı. 298’i erkek, 48’i kadındı. NİÜK’larda ortalama

yaş 64.45 iken invaziv ürotelyal karsinomlarda (İÜK) 66,50’ti. İÜK’lerin %29,8’inde muskularis propria

infiltre görünümde olup pT2 olarak evrelendirildi.

Tartışma/Sonuç: Mesane kitlelerinde,TUR’un hem tanısal hem tedavi edici rolü vardır.Özellikle NİÜK

tedavi yönetiminde ilk tercih edilen standart cerrehi prosedürdür.Burada nükslerin önlenebilmesi için en

önemli şart, tümörün komplet çıkarılmasının sağlanmasıdır.TUR’la, bir mesanede tümör varsa tümörün

histopatolojik tipi,muskularis propria örneklendiyse tümörün kasa invazyonunun olup/olmadığını,eşlik eden

karsinoma in-situ varlığını,lenfovasküler invazyonun olup/olmadığını belirlenebilmektedir. Optimal sonuçlar

için en önemli ön koşul, iyi eğitimli ürologlar tarafından sistematik ve titizlikle gerçekleştirilen prosedürdür.

Ürologlar,yeni görüntüleme ve cerrahi teknikler ve bunların potansiyel faydaları dahil olmak üzere

yeniliklerden haberdar olmalıdır.