Factitious Disorder Imposed on Another: A Case Report in the Context of Psychosocial Stressors
International Journal on Mathematic, Engineering and Natural Sciences, cilt.10, sa.1, ss.31-38, 2026 (Hakemli Dergi)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 10 Sayı: 1
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.5281/zenodo.19356311
- Dergi Adı: International Journal on Mathematic, Engineering and Natural Sciences
- Derginin Tarandığı İndeksler: Index Copernicus
- Sayfa Sayıları: ss.31-38
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- Kocaeli Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Özet:Bir Başkasına Yüklenen Yapay Bozukluk (BYYB), bakım verenin, sorumlu olduğu kişide kasıtlı olarak hastalık belirtileri oluşturduğu veya uydurduğu, çocuk istismarı kapsamında değerlendirilen, psikiyatrik bozukluklardandır. 1977'de, R.Meadow tarafından tanımlanmış, DSM-5’te “bedensel belirti bozuklukları ve ilişkili bozukluklar” başlığı altında özel alt tür olarak sınıflandırılmıştır. BYYB, nadir ancak ciddi sonuçlar doğurabilen çocuk istismarı türüdür. Faillerin semptomları gizlemesi tanıyı zorlaştırmaktadır. Mağdurlar genelde çocuklardır. Failler, mağdurlarda sağlık sorunlarına yol açmakta ve mağdurların yaklaşık %6-9’u yaşamını yitirmektedir. Bu nedenle, erken tanı ve düzenli takip, mağdurun korunması ve tedavi süreci açısından hayati önem taşımaktadır. Bu olgu sunumda, 18 aylık çocuğunu idrarında kanama şikâyetiyle acil servise getiren; ancak çocuğunun bezine kendi kanını bulaştırdığı gözlemlenerek adli bildirim yapılan ve multidisipliner yaklaşımla BYYB tanısı verilen bir olgu ele alınmaktadır. Aile içi çatışmalar, düşük içgörü ve bilişsel sınırlılıklar bozukluğun gelişiminde belirleyici olmuştur. Aile Mahkemesi tarafından, olgunun velayete uygunluğunun değerlendirilmesi istenmiş; olgunun çocuğu ile yalnız görüşmemesi ve psikiyatrik izlem gerektiği kanaati mahkemeye bildirilmiştir. Ancak izlem boyunca, olgu görüşmelere düzensiz katılım göstermiş; sınırlı içgörü ve dışsal nedenlere yönelik suçlayıcı tutumun devam ettiği gözlenmiştir. Bu durum, düzenlenen raporda tedavi ve takip gerekliliği belirtilmiş olmasına rağmen; adli süreçlerin, hastanın uyumsuzluğu nedeniyle etkin bir şekilde yürütülememesi sorununu ortaya koymuştur.