Sanat ve Yorum, sa.47, ss.33-46, 2026 (Scopus, TRDizin)
Bu makale, evsizleri konu alan belge nitelikli fotoğraf projeleri ile toplumlar üzerinde evsizlere yönelik farkındalık oluşturarak insani yardımların arttırılmasını sağlamayı amaçlayan güncel fotoğraf projelerini incelemektedir. Evsizlerin fotoğraf projelerindeki görselleştirilme, sunulma ve temsil edilme biçimlerini tanımlamayı, karşılaştırmayı ve sınıflandırmayı amaçlamaktadır. Ayrıca bu çalışmaların evsizlerin algılanma biçimi üzerindeki etkisini tartışmaya açmaktadır. Araştırma sadece belgesel ve sosyal belgesel fotoğraf üslupları ile üretilmiş, özellikle evsizlerin portrelerini içeren, çeşitlilik sağlayan, farklı yerlerde gerçekleştirilmiş, görsellerine ve bilgilerine ulaşılabilen projeleri kapsamaktadır. Bu doğrultuda nitel araştırma yöntemi kullanılarak, literatür taraması, içerik analizi ve fotoğraf çözümlemeleri yardımıyla Lee Jeffries’in “Kayıp Melekler: Evsizler”, Anthony Dawton’ın “Londra DEĞİL”, Andres Serrano’nun “Göçebeler”, Yurko Dyachyshyn’in “Slavik’in Modası”, Aaron Draper’ın “Az Pozlama”, Martin Schoeller’ın “Evsizler” ve Jeffrey Wolin’in “Evsizliğin Yüzleri” isimli fotoğraf projeleri irdelenmiştir. Sonuç olarak Jeffries ve Dawton siyah-beyaz, kontrast ve karanlık projeleriyle toplumun hali hazırda zihinlerinde yer etmiş olan evsizlere yönelik basmakalıp yargılarını iyileştirmek yerine, özellikle evsizlerin yardıma muhtaç, perişan ve zavallı hallerini acıklı bir şekilde görünür kılarak aksine daha da güçlendirmişlerdir. Serrano, Dyachyshyn ve Draper projelerindeki rengârenk teatral fotoğraflarıyla evsizleri içinde bulundukları gerçekliklerden yalıtarak birer ünlü, kahraman ya da moda ikonu gibi görselleştirmişlerdir. Jeffries, Dawton, Serrano, Dyachyshyn ve Draper projelerinde evsizlerin hikâyelerini anlattıklarını iddia etmiş olsalar da, geçmişleri, sorunları ya da beklentileri hakkında herhangi bir bilgi paylaşmayarak evsizlerin anlaşılabilmesi adına oldukça yüzeysel bir sonuç ortaya çıkartmışlardır. Schoeller ve Wolin ise cinsiyet, yaş ve ırk olarak daha kapsamlı olan homojen tonlardaki projelerinde röportajlar aracılığıyla hayat hikâyelerini anlatmalarını teşvik ederek evsizlerin kendi adlarına konuşmalarına izin vermiş ve farklı yönlerini ön plana çıkartmalarına olanak tanımışlardır. Sosyal belgesel fotoğraf anlayışını iyi bir şekilde temsil eden bu projeler, derinlemesine bir bakış açısı sunarak, gerçek anlamda bir farkındalık yaratarak ve daha büyük kitlelere ulaşıp kamuoyu oluşturarak evsizlere yönelik algıları ve koşulları iyileştirmeye çalışmışlardır.