Supratrochlear Arter Bazlı Subkutan Pediküllü Ada Flebinin Periorbital Bölge ve Burun Dorsumu Defektlerinde Kullanımı


Aras A., Yaşar E. K., Uzun C., Arıcı Z. B., Alagöz M. Ş.

Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği 46. Ulusal Kurultayı, Antalya, Türkiye, 23 - 27 Ekim 2024, ss.64-66, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.64-66
  • Kocaeli Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Giriş: Periorbital bölgenin ve dorsal nazal defektlerin rekonstrüksiyonunda temel amaçlar benzer elastikiyete ve renge sahip cilt örtüsünü sağlamakla birlikte; donör saha morbiditesini minimal tutmak ve hastaya uygulanacak cerrahi prosedür sayısını azaltmaktır. Bu bölgelerin rekonstrüksiyon ihtiyacı genellikle cilt kanseri cerrahisi nedenli olmakla birlikte bu hastalarda ileri yaş ve ek komorbiditeler de sıklıkla eşlik etmektedir. Özelikle küçük-orta büyüklükteki defektlerde tercih ettiğimiz bu rekonstrüksiyon yöntemi ile bu amaçların büyük çoğunluğunu karşılamış bulunmaktayız.

Materyal-Metod: Çalışmamızda 10 hasta yer almakta olup ortalama yaşları 64,1 (58-72) olarak saptanmaktadır. Etiyoloji hepsinde Bazal Hücreli Kanser olup eksizyon sonrası oluşan defektin ortalama boyutu 2,4 x 1,85 cm olmakla birlikte kaldırılan flepler de aynı boyutta olmaktadır.

Cerrahi teknik: Tüm hastaların Bazal Hücreli Kanser tanılı tümoral kitleleri 5 mm cerrahi sınır ile total eksize edildi. Oluşan defektin kapatılması için alın karşı taraftan supratrochlear arter bazlı beslenen ada şeklinde flep planlandı. Flep tasarımı cilt adası alın çizgilerine paralel olacak şekilde planlandı. Devamında süperior ve lateral kenarlardan supraperiostal plana kadar insizyon yapıldı. Pedikül diseksiyonu için pedikülün arka yüzü supraorbital rime kadar supraperiostal planda disseke edildi ve devamında subperiostal planda diseksiyona devam edildi. Pedikülün cilde bakan ön yüzü subdermal planda disseke edildi. Lateral sınırların da tam kat düşülmesinin ardından defekt ve flebe ait pivot nokta arasında cilt altı planda tünel oluşturularak flebin defekte transpozisyonu gerçekleştirildi

Sonuçlar: Hiçbir hastada tam veya kısmi flep kaybı gerçekleşmedi. 2 hastada postoperatif erken dönemde venöz yetmezlik ile karşılaşıldı ve pansuman ile takip edilerek çözüldü. Bütün hastalarda cerrahi sınır temiz olarak sonuçlandı. Herhangi bir hastada hematom, detaşman ve yara yeri enfeksiyonu ile karşılaşılmadı.

Tartışma: Geleneksel alın flebi ile kıyaslandığında daha düşük donör saha morbiditesine sahip olması, donör alanın primer kapanma şansının fazla olmasıyla birlikte oluşan skarın alın çizgilerine paralel yerleşip vertikal yerleşmemesi, kaş bütünlüğünü bozmaması, tek seanslı prosedür olup interpolasyon yapılmaması bu tekniğin avantajları arasında yer almaktadır. Diğer yandan pedikül diseksiyonunun zorluğu, venöz yetmezlik açısından riskli ve az da olsa ameliyat süresini uzatması ise dezavantajları arasında yer almaktadır. Yanak rotasyon flebine kıyasla bu bölgenin inferior tarafından değil de süperior tarafından gelen bir flep ile rekonstrüksiyonu nedeniyle ektropiyon riskinin azalması, olası bir fasiyal sinir kesisine neden olmaması avantajları arasında yer almaktadır. İyi renk ve doku uyumu, donör saha mobiditesinin azlığı, optimal estetik sonuç elde edilmesi ve tek seanslı prosedür olması bu tekniği medial kantus ve dorsal nasal defektlerde tercih edilebilir kılmaktadır.

Kaynakça: 1. A Novel Approach for the Reconstruction of Medial Canthal and Nasal Dorsal Defects Frontal Hairline Island Flap Karşdağ, Semra MDı; Sacak, Bülent MD; Bayraktaroglu, Serdar MD; Özcan, Arzu MD; Ugurlu, Kemal MD; Bas, Lütfü MD

2. Subcutaneous forehead island flap for nasal reconstruction A Ebrahimi 1, M H Kalantar Motamedi, N Nejadsarvari, E Shams Koushki

Anahtar Kelimeler: Ada flepleri, Alın flebi, Baş-boyun kanserleri, Medial kantus rekonstrüksiyonu