in: Tarih Öncesinden Orta Çağ'a Atlar -equi per saecula currunt-, Günay Karahan İkican, Editor, Nobel Yayınevi, Ankara, pp.101-121, 2026
Bu çalışma, Hellenistik ve Roma Dönemi heykeltıraşlık sanatında at betimlerinin estetik, ideolojik ve toplumsal anlamlarını çözümleyerek, atın antik dünyanın kültürel kodları içindeki sembolik önemini irdelemeyi amaçlamaktadır. Hellenistik ve Roma Dönemi‘nde yönetim ve halk kültürel, sanatsal ve siyasi açıdan büyük dönüşümlerin yaşadığı kritik süreçler yaşamıştır. Bu dönemlerde atlar hem askerî hem ekonomik hem de kültürel yaşamda merkezi bir rol üstlenmiştir. Büyük İskender‘in fetihleriyle başlayan Hellenistik kültür yayılımı, yerel geleneklerle birleşerek sanatta ve özellikle heykeltıraşlıkta önemli izler bırakmıştır. Roma İmparatorluğu ise bu mirası alıp geliştirerek, at figürlerini hem askerî güç hem de toplumsal statü sembolü olarak kullanmıştır. At temalı heykeller, bu dönemin sanatsal dinamizmi ve teknik ustalığını çok iyi bir şekilde yansıtmaktadır. Örneğin, Büyük İskender‘in lahdi üzerindeki Bucephalus betimi hem kahramanlık temasını hem de lider ile at arasındaki güçlü bağı simgelemektedir. Pergamon Altarı‘ndan bir at heykeli, mitolojik savaş sahnelerinde detaylı işçiliği ve dramatik anlatımıyla dikkat çekerken, Artemision bronz at ve binicisi, hareket ve enerji dolu kompozisyonuyla atletik Hellenistik estetiğini temsil etmektedir. Roma‘dan Marcus Aurelius‘un atlı heykeli ise askerî zaferlerin ötesinde, Stoacı felsefenin erdem ve bilgelik temalarını sanatsal biçimde yansıtmaktadır. Bu eserler, dönemin toplumsal ve kültürel değerlerinin görsel ifadeleri olarak önem taşımaktadır. Sonuç olarak, at temalı heykeltıraşlık eserleri Hellenistik ve Roma Dönemi sanatında sadece teknik bir başarı değil, aynı zamanda dönemin ideolojik, sosyal ve kültürel kodlarının çözülmesine olanak sağlayan güçlü simgelerdir. Bu eserler, atın savaş, güç, sadakat ve prestijle ilişkili çok boyutlu anlamlarını açığa çıkararak antik dünyada atın ne denli önemli bir figür olduğunu göstermektedir.