Tarih Öncesinden Orta Çağ'a Atlar -equi saecula currunt-, Günay Karahan İkican, Editör, Nobel Yayınevi, Ankara, ss.67-82, 2026
Bu çalışma, Troia Atı anlatısının Antik Akdeniz dünyasındaki çok katmanlı anlamlarını, hem edebi hem de görsel temsilleri üzerinden inceleyerek bu mit yapısının kültürel, ikonografik ve ideolojik işlevlerini sorgulamaktadır. Homeros‘un Odysseia‘sı ve Vergilius‘un Aeneas‘ı başta olmak üzere Troia Atı motifinin antik kaynaklardaki temsilleri ele alınmıştır. At, burada yalnızca bir savaş hilesi değil, aynı zamanda şehir mekânının kutsallığını ihlal eden, içeriden yıkım getiren bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır. Zoomorfik özellikleriyle at, Antik Akdeniz kültürlerinde gücü, kontrolsüz enerjiyi ve iktidarı temsil ederken; Troia anlatısında bu nitelikler, ihanet, sinsi plan ve tanrısal yönlendirme bağlamında yeniden şekillenmektedir. Troia Atı miti, antik sanat ve arkeolojide çok çeşitli biçimlerde betimlenmiş ve bu betimlemeler mitin çok katmanlı yapısını görsel olarak zenginleştirmiştir. MÖ 7. yüzyıla tarihlenen Mykonos Pithosu üzerindeki tasvir, hikâyenin erken dönemde yaygın bir kültürel motif olduğunu kanıtlar. Daha sonraki Roma Dönemi kabartmaları ise anlatının politik ve ideolojik bağlamlarını genişleterek, Troia Atı‘nın yalnızca bir savaş hilesi değil, aynı zamanda toplumsal düzen, ritüel ve ideolojik yapılar içinde kutsal ve simgesel bir objeye dönüştüğünü göstermektedir. Özellikle korinth tipi aryballos üzerindeki ayrıntılı sahnelerde, atın gövdesindeki pencerelerden çıkan Yunan savaşçılarının temsili, anlatının dramatik yoğunluğunu ve hikâyenin çok katmanlı doğasını ortaya koymaktadır. Bu betimlemelerde, yalnızca fiziksel bir nesne değil, aynı zamanda toplumsal hafızayı besleyen, düşmanın içerden gelen tehdidini simgeleyen metaforik bir anlatı unsuru olarak Troia Atı‘nın işlevi belirginleşmektedir. Arkeolojik veriler, atın gerçek bir nesne olmadığını gösterse de mitin tarih ve gerçeklik algısındaki etkisi ve işlevi azalmamaktadır. Sonuç olarak, Troia Atı miti, tarihsel bir savaş hilesinin çok ötesinde, disiplinler arası bir kültürel fenomen olarak değerlendirilmektedir. Antik yazarların aktadığı metinlerinde ve binlerce yıl boyunca üretilen sanat eserlerinde görüldüğü gibi, bu anlatı hem bireysel hem de toplumsal düzeyde güven, ihanet, akıl ve kader temalarını işleyerek kolektif bilinçte derin bir iz bırakmıştır. Troia Atı, tanrısal irade ve insan zekâsının kesiştiği bir sembol olarak hem dinsel ritüellerde hem de politik ideolojilerde canlı kalmıştır. Görsel ve arkeolojik betimlemeleriyle birlikte, Troia Atı miti, insanlık tarihinin kültürel mirasında hâlâ dinamik bir güç olarak varlığını sürdürmekte ve farklı disiplinlerde yorumlanmaya devam etmektedir.