Aksiller Bölgenin Hidraadenitis Süpürativa Eksziyonu Sonrası Oluşan Defektlerde V-Y İlerletme Flebinin Etkinliği


Uzun C., Eroğlu O., Aras A., Kahraman B., Yaşar E. K., Alagöz M. Ş.

TPRECD 47. ULUSAL KURULTAYI , Antalya, Türkiye, 15 - 19 Ekim 2025, ss.397-398, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.397-398
  • Kocaeli Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Giriş Hidradenitis suppurativa (HS), özellikle aksilla gibi intertriginöz bölgeleri tutan, kronik ve yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen inflamatuvar bir deri hastalığıdır1. Hurley evre II veya III olarak sınıflandırılan ileri olgularda, cerrahi eksizyon halen kesin tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir. Ancak, aksiller defektin rekonstrüksiyonu; omuz hareketliliğinin korunması, estetik konturun sağlanması ve nüks riskinin azaltılması gibi nedenlerle önemli zorluklar içermektedir2. Mevcut rekonstrüktif seçenekler arasında V-Y ilerletme flebi, çok yönlülüğü ve olumlu klinik sonuçları nedeniyle giderek daha fazla dikkat çekmekle birlikte bölgesel konturun korunması, düşük donör saha morbiditesi ve tatmin edici fonksiyonel sonuçlar gibi çeşitli avantajlar sunmaktadır. Bu çalışmada, literatürdeki güncel veriler ışığında aksiller HS rekonstrüksiyonunda V-Y flebinin klinik kullanımı değerlendirilmektedir3,4. Karşılaştırmalı çalışmalar, V-Y flebin deri greftleri gibi diğer yöntemlere kıyasla daha düşük nüks ve komplikasyon oranları ile ilişkili olduğunu göstermektedir5. Bu bulgular doğrultusunda, V-Y ilerletme flebinin, aksiller HS’nin cerrahi tedavisinde etkili ve güvenilir bir rekonstrüktif yöntem olduğu önerilmektedir6. Amaç Bu çalışmanın amacı, ileri evre aksiller hidradenitis suppurativa (HS) olgularında cerrahi eksizyon sonrası V–Y ilerletme flebi kullanımının etkinliğini değerlendirmektir. Method ve Cerrahi Yöntem Hasta supin pozisyonda ve ipsilateral kol 90° abduksiyonda iken, metilen mavisi ile fistül ağızlarından intraket yardımıyla enjeksiyon yapılır. 10-12 dakika kadar beklendikten sonra cerrahi eksizyon alanı için cilt insizyonu belirlenir. Metilen mavisi ile boyanan fistül traktlarıda eksizyon materyaline dahil olucak şekilde aksilladaki hastalıklı cilt, sağlıklı doku komponenti görülene kadar eksize edilir. Defekt ortaya konulduktan sonra iki adet V–Y ilerletme flebi defekt süperolaterali komşuluğundaki kol medialinden ve defekt inferior komşuluğundaki göğüs lateral duvarından planlanır.V–Y flebi, anterior sınırdan başlanarak subfasyal düzlemde disseke edildikten sonra arka ve üst sınırında da subfasyal plana kadar düşülür. Ada flep haline getirildikten sonra, primer defekti kapatacak kadar hareket serbestliği elde edilene dek subfasyal düzlemde disseksiyon yapılır. Fleplerin rahatça ilerletilebildiği gözlemlendiğinden dolayı perforatörlerin izole edilmesi için ek bir işlem yapılmadı. Hemostaz sağlandıktan sonra, her iki v-y fleb orta hatta birbirine sütüre edilecek şekilde defekt kapatılmaya başlanır. Her flebin altına iki adet penrose dren yerleştirilir. Bu teknikle, omuz ekleminde yeterli hareket serbestliği korunarak 12×10 cm²’ye kadar olan cilt defektlerinin rekonstrüksiyonu gerçekleştirilebilir. Tartışma Aksiller hidradenitis suppurativa eksizyonu sonrasında rekonstrüksiyon amacıyla çeşitli ilerletme ve transpozisyon flepleri tanımlanmıştır. Bu çalışmada, formu ve fonksiyonu korumaya yönelik basit, pratik ve güvenilir bir flep tekniği sunulmaktadır. Niranjan ve arkadaşları, lateral perforatöre dayalı V-Y ilerletme flebi ile posterior kol ve lateral göğüs 398 duvarı perforatörlerine dayanan çift karşılıklı V-Y ilerletme flebi olmak üzere iki farklı teknik tanımlamışlardır7Ancak, bu fleplerde kullanılan vasküler pedikülün dar olması ve perforatörlerin seyrinin değişkenlik göstermesi bu tekniklerin güvenilirliğini azaltmaktadır. Schwabegger ve arkadaşları ise, benzer bir V-Y ilerletme flebini rastlantısal (random) perforatörlere dayandırarak kullanmışlardır6. Bu çalışmada tanımlanan flepler toraks lateral duvarından ve kolun iç yüzünden planlanan random paternli flepler olup büyük defektlerin rekonstrüksiyonunda kolaylıkla güvenilir bir şekilde planlanabilir. Flebe axial paternli perforatörler dahil eden çalışmalar olmakla birlikte orijinal kadavra çalışmalarında, torakodorsal damarlardan doğrudan septokutanöz dallar olarak çıkan bir veya iki damara dayalı aksiyal paternli fasyokutanöz fleplerin de elde edilebileceği gösterilmiştir8. Ancak bu damarlar sadece olguların %47’sinde mevcut olduğundan, flebin bu dallara dayandırılması uygun değildir9. Skapular-torakodorsal arteriyel sistemin sağlam ve öngörülebilir yapısı sayesinde bu flep güvenilir ve tekrarlanabilir olarak kabul edilir. Subfasyal disseksiyon, fasyal pleksusu koruyarak 3:1 oranına kadar uygun bir uzunluk-genişlik oranına imkân tanır. Vasküler yapı, geniş bir üçgen cilt adasının elde edilmesine olanak sağlar ve bu da büyük defektlerin kapatılmasını kolaylaştırır. Ayrıca, ameliyat sonrası omuzun immobilizasyonuna gerek yoktur. Bununla birlikte, flep çevre dokularla mükemmel kontur ve doku uyumu sağlarken aksiller foldun bütünlüğünü de korur. Aksiller hidradenitis suppurativa tedavisinde cerrahi eksizyon sonrası rekonstrüksiyon için sık tercih edilen yöntemler arasında deri greftleri de yer almaktadır. Deri greftleri, cerrahi teknik açısından daha basit olmakla birlikte, greft tutunma oranlarının değişkenliği, kontraktür riski ve estetik açıdan tatmin edici olmayan sonuçları ile sınırlı kalmaktadır10. Ayrıca, greft uygulanan alanlarda tekrarlayan enfeksiyonlar ve hastalığın nüks etme olasılığı daha yüksektir12. Buna karşın, V–Y ilerletme flebi;pedikül diseksiyonu yapmaya gerek olmadığı, primer kapama sağladığı ve donör saha morbiditesini minimal düzeyde tuttuğu için daha güvenilir bir seçenektir7. Literatürde, V–Y flebi uygulanan hastalarda omuz hareket açıklığının korunduğu, yara iyileşmesinin daha hızlı olduğu ve nüks oranlarının deri greftlerine kıyasla anlamlı düzeyde düşük olduğu bildirilmiştir13. Ayrıca, flep ile yapılan rekonstrüksiyonlar estetik konturun korunmasını sağlamakta ve operasyon süresi oldukça kısalmaktadır. Bu veriler doğrultusunda, özellikle fonksiyonel bütünlüğün korunmasının önemli olduğu aksiller bölge rekonstrüksiyonlarında V–Y ilerletme flebinin, deri greftlerine göre daha üstün bir seçenek olduğu sonucuna varılabilir. Sonuç Bu çalışmada, hidradenitis suppurativa tanısı ile cerrahi eksizyon ve V–Y ilerletme flebi uygulanan yedi hastanın toplam 14 aksillası değerlendirildi. Hastaların tamamı aktif sigara içicisi olup, üç hastada ek olarak hipertansiyon (HT) ve diabetes mellitus (DM) mevcuttu. Cerrahi sonrası erken dönemde yalnızca bir hastanın sağ aksillasında parsiyel flep detaşmanı gelişti; diğer hastalarda herhangi bir komplikasyon gözlenmedi. Tüm hastalar postoperatif dönemde etkin yara iyileşmesi gösterdi ve şu ana kadar yapılan takiplerde hiçbir hastada nüks izlenmedi. Bu sonuçlar, V–Y ilerletme flebinin aksiller hidradenitis suppurativa tedavisinde güvenilir, fonksiyonel ve düşük komplikasyon oranına sahip bir rekonstrüksiyon yöntemi olduğunu desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: Aksiller bölge rekonstrüksiyonu, Hidradenitis süpürativa, lokal flep, V-Y ilerletme flebi