AN UNKNOWN FORTUNE BOOK- HOROSCOPE: METALİ’Ü’S-SA’ADE


Creative Commons License

Çulha T.

Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, vol.13, no.70, pp.24-34, 2020 (Refereed Journals of Other Institutions)

  • Publication Type: Article / Article
  • Volume: 13 Issue: 70
  • Publication Date: 2020
  • Doi Number: 10.17719/jisr.2020.4069
  • Title of Journal : Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi
  • Page Numbers: pp.24-34

Abstract

The interest and curiosity of human beings towards nature has increasingly continued from the past until today. This curiosity has been primarily inclined to the sun, moon, and stars which cannot be reached, and has continued by observing the positions and movements of them over time. As a result of this observation, by establishing the relationship between the Earth and the stars, mankind has concluded that their actions have a meaning. In the beginning, the difference between astronomy, which makes investigations about the movement of stars and celestial bodies, and astrology, which associates the events of the Earth and stars and consider them as auspicious and sinister, had been revealed; therefore, ilm-i nücûm has been evaluated separately from magic and fortune. A new genre, the fâl-nâme, which arose due to this curiosity and need, has taken its place in cultures over the course of time. Starting with Irk Bitig from the Uighurs period, important works of this genre, which became widespread during the Ottoman period, has been given. Metaliüîs-Sa’ade, written by Mehmed Su’ûdî Efendi during the reign of Murad III among the sultans, was presented to the sultan's daughter Fatma Sultan. Just like a woman in Harem, some of the works presented to her were unknown and were gone unnoticed by the tezkire writers and literary historians. In this academic paper, this genre will be evaluated with the given information about the writing and the content prepared for printing by me and will be submitted for the researchers’ information.

İnsanoğlunun doğaya karşı ilgisi ve merakı, geçmişten bugüne değin artarak devam etmiştir. Bu merak, öncelikle ulaşamadığı güneş, ay ve yıldızlara yönelmiş, sonrasında zaman içerisinde bunların konum ve hareketlerini gözlemleme yoluyla devam ettirilmiştir. Bu gözlem neticesinde insanoğlu, dünya ile yıldızlar arasında ilişki kurarak, onların hareketlerinin bir anlam taşıdığı sonucuna varmıştır. Başlarda yıldızların ve gök cisimlerinin hareketi hakkındaki incelemeleri yapan astronomi ile yeryüzündeki olaylarla yıldızlar arasında ilişkiler kurularak onları uğurlu ya da uğursuz sayan astroloji arasındaki fark ortaya konmuş; böylece ilm-i nücûm, büyüden ve faldan ayrı değerlendirilmiştir. Bütün bu merak ve ihtiyaçtan doğan yeni bir tür olan fâl-nâmeler, kültür içinde yerini almıştır. Osmanlı döneminde Mehmed Su’ûdî Efendi tarafından kaleme alınmış Metaliü’s-Sa’ade, III. Murad’ın kızı Fatma Sultan’a sunulmuştur. Haremde olan kadın gibi ona sunulan eserler de tezkireciler ve edebiyat tarihçilerinin gözünden kaçmıştır. Bu bildiride tarafımca baskıya hazırlanmış yazma ve içeriği hakkında verilen bilgilerle bu tür değerlendirilecek, araştırmacıların bilgisine sunulacaktır