9. Ulusal Sosyal Hizmetler Kongresi, Ankara, Turkey, 15 - 16 November 2025, pp.1-2, (Summary Text)
Özet:
Bu çalışma, Türkiye’de kentsel yoksullukla anılan yerleşim alanlarında yaşayan gençlerin gündelik hayatta karşılaştıkları güçlüklerle baş etme pratiklerinde müziğin, özellikle rap müziğin rolünü incelemektedir. Araştırmanın amacı, rap müzik yapan gençlerin müziği nasıl bir ifade, direnç ve dayanışma aracı olarak kullandıklarını baskı ve ayrımcılık karşıtı sosyal hizmet perspektifinden ortaya koymaktır.
Sosyal hizmet perspektifinden kent, gençlik ve yoksulluğun ve gündelik hayattaki tezahürünün kesişimsel olarak değerlendirilmesi oldukça önemlidir. Gelişimsel olarak yoğun değişimlerin yaşandığı, toplumsal kimliğin geliştiği gençlik döneminde kent yoksullarının yaşadığı çöküntü alanlarında yaşamlarını sürdüren gençlerin yoksulluk, ev içi şiddet, suça sürüklenme, madde bağımlılığı, eğitim ve istihdama katılım sorunları, boş zaman aktiviteleri için fiziksel çevre ve sosyal etkinliklere erişememe gibi sorunlarla karşı kaşıya oldukları bilinmektedir. (De Carlo ve Hockman, 2003). Bu sorunlar ve risklerle birlikte düşünüldüğünde gençlerin savunmasız gruplar içinde, sosyal hizmetlerin müracaatçıları arasında değerlendirilmesi mümkündür. Savunmasızlığa neden olan bireysel, yapısal, toplumsal, politik, kültürel, ekonomik eşitsizlikleri görünür kılmak, savunmasız kişilerin ifade ve mücadele araçlarının neler olduğunu bilmek ve böylece yerel bilgiye odaklanarak gençlerin bulunduğu yerden başlayarak değerlendirmek sosyal hizmet uygulamasının odağıdır. Dolayısıyla araştırmanın özneleri, çoğunlukla yoksulların yaşadığı kentsel alanların sakinleri rap müzik eserleri üreten gençler olduğu için bu gençlerin rap müzik üretim süreçlerinde bu müziğe atfettikleri anlamı keşfetmek önemsenmiştir. Böylece gençlerin gündelik yaşam pratiğinde geniş yer bulan müzik deneyimlerinin özündeki dertlerini, kaygılarını, gereksinimlerini onların anlam dünyası üzerinden keşfetmek istenmiştir. Baskı ve ayrımcılık karşıtı sosyal hizmet perspektifi bu bakış açısını geliştirmek açısında anlamlıdır. Çünkü böylece gençlerin, gençlik döneminin gelişimsel etkileri yanında toplumsal, ekonomik, siyasal, tarihsel süreçlerin etkisi altında olduğu vurgulanmış, gençliğin bir yaş kategorisi olmaktan ziyade içinde bulunduğu toplumsal koşulların etkisiyle biçimlenen, yaşadığı topluma yön verebilecek potansiyele sahip olan ve farklı toplumsal sınıflarda yer almaya göre de farklılaşan ihtiyaçları olan bir grup olarak bütüncül bir bakışla değerlendirilmesi mümkün olmuştur. Öte yandan baskı ve ayrımcılık karşıtı sosyal hizmet uygulamalarının kimliğe ilişkin vurgu genişçe yer tutmaktadır. Zira kimlik hem kim olduğumuza hem de başkalarıyla ilişkimize dair duygularımızla ilgilidir (Dominelli, 2004). Kendimizi tanımladığımız var oluş, hakim olandan farklılaştığında baskı ve güç ilişkileri ve buna karşı mücadele alanı doğmaktadır. Kimliği sabitleştiren dinamik bir süreç olma bağlamından kopararak ortaya çıkan eşitsizliklere karşı bu eşitsizlikleri sosyo politik bir perspektiften görerek müdahale geliştirmek baskı ve ayrımcılık karşıtı sosyal hizmet açısından oldukça önemlidir. Payne’nin (2020) de vurguladığı üzere kültür ve kimlik, kişilerin hem bireysel hem de toplumsal olarak tanınmasına olanak sağlar. Bu kavramlarla kültürel dokuyu, toplumsal çeşitliliği, bireysel ve kolektif kimlikler ve kültürler arasındaki karşılıklı etkileşimi anlamak mümkün hale gelir. Öte yandan kültür ve kimlik bir güç ilişkisi de yaratır. Hakim kültürel kodlar eşitsiz güç ilişkilerinin müsebbibi olabilir (Dominelli, 2021). Baskı ve ayrımcılık karşıtı sosyal hizmetin kültür ve kimlik üzerindeki vurgusu yanında araştırma açısından önem taşıyan diğer vurgusu da gündelik hayata ilişkindir. Baskı ve ayrımcılık karşıtı sosyal hizmet gündelik hayattaki güç ilişkilerini odağına alır. İnsanların gündelik hayat deneyimlerini temel alarak hayatları üzerindeki kontrollerini arttırmaları için destekleyici müdahalelerde bulunarak ihtiyaçlarının karşılanmasını da sağlar (Dominelli ve Payne, 2015). Baskı ve ayrımcılık karşıtı sosyal hizmet müdahalesi baskı ve güç ilişkilerini yapısal olarak görmenin yanında gündelik hayatla bağ kuran radikal yaklaşım, ırkçılık karşıtı yaklaşım, feminist yaklaşım ve güçlendirme gibi pek çok teorik bilgiyi ve uygulamayı içeren çerçeve bir yaklaşımdır. Geleneksel paradigmanın birey odaklı, müracaatçıların sorun ve gereksinimlerini bireysel düzeyde ele alan kuram ve uygulamalarına karşı; bu yaklaşım sorunların toplumsal ve politik bağlamıyla da değerlendirilmesini sağlar (Tuncay ve İl, 2006). Tüm bu nitelikleriyle gündelik yaşamda kurulan; kimliğin ve kültürün oluşumunda önemli yer tutan rap müzik kültürünü baskı ve ayrımcılık karşıtı sosyal hizmet gözüyle anlamak oldukça işlevsel bir kavramsal arka plan sağlamaktadır. Buradan yola çıkarak bu araştırma fenomenolojik nitel araştırma deseniyle yürütülmüş, İstanbul’un yoksullukla anılan semtlerinde yaşayan 23 rap müzik üreticisi gençle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşme verileri ve saha gözlemleri MAXQDA yazılımı kullanılarak tematik analizle çözümlenmiştir. Bulgular, gençlerin gündelik yaşamda karşılaştıkları yoksulluk, işsizlik, aile içi şiddet, madde bağımlılığı ve toplumsal dışlanma gibi sorunlarla baş ederken rap müziği bir “iyileştirici pratik” olarak kullandıklarını göstermektedir. Müzik, yalnızca bireysel bir ifade aracı değil; aynı zamanda akran dayanışmasını, sosyal destek ilişkilerini ve kentsel mekânlarda kolektif bir aidiyet duygusunu güçlendiren bir dayanıklılık stratejisi olarak öne çıkmıştır. Rap müzik sayesinde gençler, yaşadıkları eşitsizlikleri dile getirebilmekte, maruz kaldıkları baskılara karşı ses çıkarabilmekte ve umutlarını ifade edebilmektedir. Ayrıca müzik üretimi sürecinde elde ettikleri deneyimler, kendilerini değerli hissetmelerini, yaşamlarını anlamlandırmalarını ve geleceğe dair hayaller kurmalarını mümkün kılmaktadır. Bulgular, müziğin sosyal hizmet uygulamaları için bir araç olarak kullanılabileceğini; özellikle gençlerin güçlenmesini, görünür olmasını ve toplumsal katılımlarını destekleyebileceğini göstermektedir.
Sonuç olarak, rap müzik üretim ve paylaşım süreçleri, gençlerin gündelik hayatlarında karşılaştıkları çaresizlik duygusuna karşı umut inşa eden bir pratik olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durum, sosyal hizmet alanında müziğin hem bireysel iyileşme hem de toplumsal dayanışma bağlamında dönüştürücü bir araç olarak değerlendirilebileceğini göstermektedir.
Anahtar Kelimeler: Rap Müzik, Gündelik Hayat, Baş Etme Stratejileri, Gençlik, Baskı Karşıtı Sosyal Hizmet
Kaynakça
DeCarlo, A.C.ve Hockman, E. (2003) Rap therapy: a groupwork intervention technique for urban adolescents, Social Work with Groups 26(3). 45–59.
Dominelli, L. (2004). Social work: theory and practice for a changing profession. Polity Press
Dominelli, L ve Payne, M. (2015). Sosyal hizmet: temel alanlar ve eleştirel tartışmalar. Nika Yayınevi. Payne 2020
Tuncay, T ve İl, S. (2006). Sosyal hizmette baskı karşıtı uygulama sosyal adalet paradigması temelinde bir özgürleştirme pratiği. Toplum ve Sosyal Hizmet, 17(2), 59-72.