Mitral kapak replasmanı yapılan ve warfarin kullanan hastada ciltde oluşan ekimozlar ve lökositoklastik vaskülit


Küçük B., Ergül M.

TKDCD 18. Ulusal Kongresi, Antalya, Türkiye, 21 - 24 Kasım 2024, cilt.32, ss.255-257, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Cilt numarası: 32
  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.255-257
  • Kocaeli Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

GİRİŞ VE AMAÇ: Lökositoklastik vaskülit, küçük damarların iltihaplanmasıyla karakterize edilen bir vaskülit türüdür. Bu tür vaskülit, genellikle ciltte ortaya çıkan semptomlarla kendini gösterir ve damar duvarında lökoksit birikmesi sonucu meydana gelir. Lökositoklastik vaskülit ciltte küçük, purpura ile kendini gösterir. Bu döküntüler, özellikle alt ekstremitelerde yoğunlaşabilir. Ayrıca, kaşıntı, ağrı ve şişlik gibi ek semptomlar da görülebilir. Döküntüler bazen birleşerek büyük alanları etkileyebilir. YÖNTEM: 61 yaşında bir erkek hasta bilinen diyabetes mellitus (DM) (HbA1C: 8,3), hipertansiyon (HT) hastalıkları mevcut, iki ay önce mitral kapak replasmanı geçirmiştir. Hastada, özellikle alt ekstremitelerde olmak üzere yaygın döküntüler ortaya çıkmıştır. İlk başvuruda, bu bulgular warfarin kaynaklı cilt nekrozu olarak değerlendirilmiştir. Anamnezde, hastanın gaitasında kan bulunduğu bilgisi alınmış olup, laboratuvar testlerinde INR düzeyinin 2.82 olduğu görülmüştür. Hastanın idrarında proteinüri saptanmasının ardından, ilgili klinikler tarafından böbrek biyopsisi ve deri biyopsisi yapılması planlanmıştır. Hastadan romatolojik tetkikler yapılmış ve olası enfektif odaklar araştırılmıştır.

BULGULAR: Sol bacak bölgesinden alınan deri biyopsisinde ''Lökoklastik Vaskülit'' bulguları tespit edilmiştir. Ayrıca, böbrekten alınan biyopsi sonucunda ''Henoch-Schönlein Nefriti'' teşhisi konmuştur. Altta yatan başka bir patoloji bulunamamıştır. Hastaya diyet düzenlemesi yapılmış, prednizon tedavisine başlanmıştır. Kan şekeri regülasyonu sağlanmış, diyette tuz alımı azaltılmıştır. Ayrıca, antihistaminikler ve anti-inflamatuar ilaçlar da verilmiştir. Yaklaşık üç hafta sonra, lezyonların azaldığı ve söndüğü gözlemlenmiştir.

TARTIŞMA VE SONUÇ: Küçük damar lökositoklastik vasküliti, varfarin tedavisinin nadir görülen bir komplikasyonu olabilir ve warfarin kaynaklı cilt nekrozundan hemen ayırt edilmelidir, çünkü her iki durum da benzer cilt bulguları gösterebilir ancak patofizyolojileri ve yönetim yaklaşımları farklıdır. Varfarin kaynaklı küçük damar lökositoklastik vaskülitinin yönetimi, hastaların eşlik eden hastalıkları nedeniyle karmaşıklaşabilir. Varfarin kaynaklı küçük damar lökoklastik vaskülitinin yönetimi genellikle multidisipliner bir yaklaşım gerektirir