Historical Analysis of the Turkish Banking Sector with Respect to Economic and Political Structure


Creative Commons License

Ayan E. B.

Finans Politik ve Ekonomik Yorumlar Dergisi, vol.47, no.544, pp.27-46, 2010 (Refereed Journals of Other Institutions)

  • Publication Type: Article / Article
  • Volume: 47 Issue: 544
  • Publication Date: 2010
  • Title of Journal : Finans Politik ve Ekonomik Yorumlar Dergisi
  • Page Numbers: pp.27-46

Abstract

Despite the all measures and efforts implemented by the governments in recent years, Turkish banking sector couldn’t be turned into an effective and desired banking form for the economy. Contrary to their main function of transferring savings into efficient investments, Turkish banking sector hasn’t made sufficient contribution to the national economy. For years, a great part of bank sources have been channelized to Treasury bills and bonds or group corparations, and so its funds haven’t been spread to the economy effectively. From a historical perspective, the analysis of the main reasons why the banking system doesn’t make an expected level of utility for the Turkish economy leads one to conclude that the essential problems come from economic and political structures.

Ekonomik kalkınmanın en önemli gereklerinden biri olan sağlıklı bir bankacılık yapısı, son yıllardaki yoğun çabalar sonucu sağlanan bazı iyileşmelere karşın Türkiye’de hala tam anlamıyla oluşturulamamıştır. Temel işlevi tasarrufların verimli yatırım alanlarına aktarılmasına aracılık etmek olan bankalar bu temel işlevlerini yerine getirmek yerine, yıllar boyunca, kendileri açısından son derece kârlı olsa da ülke ekonomisi açısından verimsiz bir biçimde çalışmaya devam etmiştir. Banka kaynaklarının önemli kısmı yıllar boyunca Devlet iç borçlanma senetlerine ya da grup şirketlerine aktarılmış, dolayısıyla kaynakların ekonominin geneline yayılması sağlanamamıştır. Tarihsel bir bakış açısıyla ele alındığında, tüm çabalara rağmen bankacılık sektörünün bu temel niteliğinin uzun yıllar boyunca değiştirilememiş olmasının, iktisadi ve siyasi yapıdan kaynaklandığı sonucuna ulaşılmıştır.