Türkiye Klinikleri Yayınevi, Ankara, 2021
Antifosfolipid sendromu (AFS); antifosfolipid antikorlarının (lupus antikoagülanı, antikardiyolipin antikorları ve anti-beta 2 glikoprotein I antikorları) varlığında klinik olarak tekrarlayan erken doğum veya abortus gibi gebelik sorunları ve vasküler tromboz (VT) ile karakterize, nadir görülen multisistemik otoimmün bir hastalıktır. VT olarak en sık venöz trombozlar, özellikle de derin ven trombozları görülürken kriterlerde belirtilmeyen livedo retikülaris, trombositopeni, hemolitik anemi, böbrek, kardiyak ve nörolojik tutulumlar da bildirilmiştir. AFS'nin patogenezi tam olarak anlaşılmamış olsa da endotelyal hücreler, monosit, trombosit ve nötrofiller arasındaki etkileşim ile birlikte kompleman anormalliklerinin de patogenezde anahtar rol oynadığına inanılmaktadır. AFS'de tedavinin temelini antikoagulasyon ve K vitamini antagonistleri oluştursa da bazı klinik durumlarda immünosupresif ilaçlar da tedaviye eklenmelidir. Morbidite ve mortalite oranı yüksek olan AFS, özellikle tekrarlayan gebelik kayıpları olan hastalarda ve miyokart infarktüsü veya serebrovasküler olay geçiren genç hastalarda akla gelmelidir.
Prof. Dr. Ayten YAZICI
Editör
AClinically by pregnancy problems such as recurrent preterm labor or abortion, and vascular thrombosis (VT) in the presence of antiphospholipid antibodies (lupus anticoagulant, anticardiolipin antibodies, anti-beta 2 glycoprotein I antibodies). While venous thrombosis, especially deep vein thrombosis, is the most common VT, livedo reticularis, thrombocytopenia, hemolytic anemia, involvements of renal, cardiac and neurological have also been reported.